Müzeler

Altın Köşk

(Merik Köşkü)

Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk
Altın Köşk

Merik Konağı olarak da bilinen Altın Köşk Bilkent Ankara'da bulunuyor. Burayı yıllar önce ilk gördüğümde oldukça şaşırmıştım. Pırıl pırıl parlayan bu ev meraklandırmıştı beni. Acaba kimindir içinde kim yaşar (yada yaşayan var mı) diye. Hakkında hep bir rivayetler döndü durdu bu evin. Kimi İhsan Doğramacı'nın evi dedi, kimi başka birinin. Son yıllarda müze kapsamında hizmet vermesiyle beraber meraklar da dindi. Yeniden gündeme gelmesi ise bir internet sitesinde duyurulan satışı ile ilgili oldu. 111 milyon dolara satışa çıkarılan evin şu anda satışı iptal edildi ama rakam dudakları uçuklattı. Peki kimdir bu Altın Köşk'ün sahibi ve hikayesi nedir?

Altın Köşk 1996 yılında Amerika'da yaşayan ve orada "Müthiş Türk" olarak bilinen Ali Rıza Bozkurt tarafından yapıldı. Ali Rıza Bozkurt'un hikayesi tam anlamıyla bir başarı öyküsü. Bozkurt 1942 yılında Sivas'ın bir köyünde doğuyor. İTÜ Mühendislik Fakültesinden mezun olduktan sonra iş hayatına atılıyor. 1981 yılında Amerika'ya yerleşiyor ve Amerikan vatandaşlığı aldıktan sonra büyük işler ve yatırımlar yapıyor. 20'den fazla ülkede yatırımları olan Bozkurt bir dönem Amerikan Kongre üyeliği için aday bile oluyor.

Altın Köşk'ün hikayesi

Bozkurt bu evi Osmanlı İmparatorluğu döneminde 600 yıl boyunca geliştirilmi ve bugün unutulmuş bu mimariyi yeniden gözler önüne sermek amacıyla yaptırıyor. Ankara'ya yaptırmasının sebebi ise bu mimarinin Ankara'ya hiç gelmemiş olması. Değişik saray ve köşklerden parçaların kopyaları kullanılıyor burada. 

Ali Rıza Bey bu binayı annesi Meryem Hanım adına yaptırıyor. "Merik" denmesinin sebebi ise köylerinde annesinin adının bu şekilde söylenmesiymiş. (Merik Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı).

Amatör Gezgin'in Notları

Altın Köşk şu anda müze olarak kullanılıyor. Ayrıca bahçesinde düğün çekimleri ve yanlış hatırlamıyorsam düğün davetleri de verilebiliyor. Buradan elde edilen gelirler vakıfa aktarılıyor. Aile Türkiye'de olduğu zamanlar da gelip kalıyormuş evde. Bu yüzden yaşam alanları olan üst katlar gezilemiyor. Gezilen kısımlara gelirsek, ne kadar özenilmiş, çaba harcanmış olsa da değişik dönem ve tarzların bir araya getirilmesinden dolayı bunaltıcı ve iç karartıcı bir havası var bence evin. İnsan nereye bakacağını şaşırıyor, sade bir nokta arıyor rahatlamak için. Bir yanda Osmanlı dönemi, bir yanda daha günümüz, bir yanda ailenin yağlı boya tablo ve tavan resimleri. Tavana bakıyorsunuz Avrupa şatoları gibi, yere bakıyorsunuz Türk ve Osmanlı. Tam bir kavram karmaşası durumu var ortada. İhtişamlı olmasına ihtişamlı ama orada yaşamayı hatta bir gece bile yatmayı asla istemezdim.

 

Bakalım kim alacak Altın Köşk'ü 100 küsür milyon doları verip? İlerleyen günlerde göreceğiz yeniden satışa çıkarsa...