İç savaş yorgunu ama hala güzel

Beyrut

Savaş Yorgunu binalar
Savaş Yorgunu binalar
press to zoom
El Ömer Camii
El Ömer Camii
press to zoom
London Cab
London Cab
press to zoom
Güvercin Kayalıkları
Güvercin Kayalıkları
press to zoom
Martyrs Meydanı
Martyrs Meydanı
press to zoom
National Museum
National Museum
press to zoom

Trafik
Trafik Beyrutta felaket. Her yer son model arabalarla dolu. (Fakat hepsinin bir tarafları mutlaka vuruk). Arabalar neredeyse her ülkede olduğu gibi Türkiye'den çok daha ucuz ve 3 sene ücretsiz servis hizmeti ve 5 sene garanti kapsamında satılıyorlar. Benzin ise Türkiye'dekinin üçte biri kadar. Işıklara pek uymadıkları için karşıdan karşıya geçerken çok dikkat etmek gerekiyor. Araç kullananların ise yaklaşık %40'ı kadın ve onlarda canavar gibi araba kullanıyor. İstanbul trafiğine kötü diyenlerin bir de burayı görmesi lazım. Neredeyse kimse trafik işaretlerine ve lambalara uymuyor. Bir de her yerde kaportacılar var. Hepsinin ön cephesi lüks arabaların ön kaportalarıyla dolu. Herkesin arabalarını birbirinin önüne kırmasına rağmen ne zarıl zarıl korna gürültüsü var ne de bizdeki gibi arabadan inip, sana gününü gösteririm durumu (biz araba kiralayıp gezmeyi planlıyorduk ama durumu gördükten sonra vazgeçtik bundan. Bu arada Beyrutta toplu taşıma bizdeki gibi değil. Ya külüstür minibüslere balık istifi biniliyor yada kırmızı plakalı binek arabalar dolmuş gibi hizmet veriyor ama onlarda tıklım tıkış. En iyi çözüm taksiye binmek. London Cab denilen taksiler çok sevimli fakat diğer taksilere göre daha pahalı çalışıyorlar)

 

İnsanlar
İnsanları çok sıcakkanlı ve yardımsever. Türkleri çok seviyorlar ve türk olduğunuzu anladıkları zaman hemen İstanbulu soruyorlar ve çoğunluğu Türkiye mi pahalı Beyrut mu diye merak ediyor. Çok iyi ingilizce bilenlerin yanısıra bir iki kelimeyi aşmayan bilgiye sahip olanlar da var. Buna rağmen yarı arapça yarı ingilizce el kol işaretleri ile sorduğunuz her şeye yardımcı olmaya çalışıyorlar. Neredeyse her yerde tabelalar ingilizce, arapça, fransızca olmasına rağmen fransızca konuşan pek yok. Hiç ingilizce bilmeyen birinin bile anlaşabileceği bir durum var ama. Erkekler çok saygılı kadınlar ise güzel ve bakımlı. Kadınların çoğu estetikli,botoxlu ve süslü giyinmeyi seviyorlar. Başı kapalı kadınlar çoğunlukla müslüman bölgesi olan Hamra'da. Ama başlarını kapama biçimleri bizdekinden değişik, dar kıyafetler giymeyi seviyorlar ve hepsi çok makyajlı. Her yer taksi dolu ve taksiciler devamlı yanınıza gelip taksi lazım mı diye soruyorlar fakat hayır deyince ısrar etmeden teşekkür edip gidiyorlar. Bunun yanısıra heryerde askeri araçlar, askerler, nöbet noktaları ve hatta tanklar var.


Beyrut ve diğer şehirler

Açıkçası bu kadar temiz bir şehir, ülke bulmayı beklemiyordum. Yerlerde hiç çöp yok. Çöpçüler devamlı çalışıyor. Halk da gördüğüm kadarıyla çok çalışkan. Şehirde camiiden çok kilise olması da ilginç. (Şehir bölgelere ayrılmış durumda. Müslüman bölgesi, Hıristiyan bölgesi, Ermeni bölgesi vs. gibi). Her yerde yüksek sesle konuşan insanlar ve yüksek sesle çalınan müzikler var. Şarkıların çoğu türkiyede de kendi şarkıcılarımızdan duyduğumuz şarkıların arapçaları. Şehrin havasında ilk bir iki gün insanı sersemleten garip bir koku var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ama daha sonra alışılıyor bu kokuya. Hava ise çok nemli ve puslu. Şehrin üstünde garip bir pus var devamlı. Beklemediğim başka bir şeyde şehrin yeşilliğiydi. Her yer yemyeşil. Binaların küçücük balkonlarında bile değişik değişik çiçekler hatta ağaçlar var. Beyrut hala iç savaşın etkilerini üzerinden atmaya çalışıyor. Bir tarafta bombalarla delik deşik binalar bir yanda süper lüks çok katlı yeni binalar.

 

Küçücük kasabalar dahil olmak üzere girdiğim her tuvalet çok temiz ayrıca. Sadece içme sularında değişik bir tat var. Beni çok rahatsız etmedi ama diğer arkadaşlarımın çok hoşuna gitmedi bu tat. Değişik su içemiyorsanız yerel markalarından değil de büyük marketlerde satılan tanıdığınız markalardan su almanızı öneririm. Türkleri sevdikleri gibi türk dizilerini de çok seviyorlar. Beni tek rahatsız eden şey sokaklarda sahipli köpekler dışında hiç köpek görmemem ve her yerde pet shopların olmasıydı. Pet shoplarda küçücük kafeslerde kediler, köpekler hatta maymunlar tıkış tıkış duruyordu...

Alışveriş
Giderken Beyrut'un Duty Free'si çok ucuz diye duymuştuk ama  pek farkı yok Atatürk Havaalanı'nın Duty Free'sinden. Biz de bu yüzden alışverişimizi Spinneys denen bir marketten yaptık Beyrut da. Spinney's devasa bir hiper market ve türk markaları da dahil olmak üzere çok çeşitli ürünler satılıyor. Daha çok fransız malları olsa da Lübnan'ın yerel markaları da var markette. Özellikle içkiler Freeshop'tan daha ucuz. Otantik alışverişler için Hamra caddesi (Etnik elbiseler, tahta kutular, magnetler vs.) pahalı markalar içinse downtown bölgesi görülmesi gereken yerlerden. (Bu arada Spinney's uzak gelirse şehir içinde Hamra bölgesinde İdriss diye büyük bir market daha var). Elektronik eşyalar Türkiye'ye göre çok daha ucuz. 

 

Yemek
Humus, Fettuche, Taubule en çok sevilen yemekler arasında (aslında yemekten çok meze gibi bize göre). Lübnan muhallebisi, ekmek pudingi ve künefe de lezzetli tatlılardan. Türk kahvesi ise neredeyse her menüde var ama hem tadı biraz değişik hem de köpüksüz (tadı daha çok espresso'ya benziyor). Abd el Wahab, Al Falamanki, Downtown'da ve Amerikan Üniversitesinin karşısındaki yerlerde leziz yemekler ve fast food tarzı şeyler yiyebilirsiniz. Bunun dışında McDonalds ve KFC her yerde var. İçecek olarak white coffee'yi deneyebilirsiniz. Limonata tarzı şeyler ise daha çok frozen gibi. Almazza isimli biraları çok lezzetli. Arak ise bizim rakımıza benziyor ama keskin anason tadı yok ve biraz şekerli gibi. İçimi çok rahat ve insana rahatsızlık vermiyor. Lübnan'da her yerde sigara içilebiliyor ayrıca. Ama insanlar çoğunlukla nargile içiyor. Restoranda bir yandan yemeğinizi yerken bir yandan da nargile içebiliyorsunuz. Nargile bizim nargilemizden daha hafif ve insanı rahatsız etmiyor...

 

Para kullanımı, ulaşım ve diğer şeyler
Para  birimi olarak Lübnan Pound'u (Livre) kullanıyorlar ama dolar verirseniz de alıyorlar. Para üstünü livre olarak veriyorlar ama bu çok daha iyi. (Gerçi her yerde doları bozan büfeler var). Taksilerde taksimetre yok ve sıkı pazarlık etmek gerekiyor. Aşağı yukarı 10.000 Lübnan pound'una şehir içinde her yere gidebilirsiniz. Eczaneler geç saatlere kadar açık. Prizler için adaptöre gerek yok. Yine de bir sıkıntı yaşarsanız otelde resepsiyonlarda adaptör bulunuyor. Lübnan'da toplu ulaşım bizdeki gibi değil. Binek arabalar ve külüstür minibüslerle dolmuş tarzı şeyler var. Biz onlara hiç binmedik. Taksi tutmak daha akıllıca. Araba kiralamak ucuz ama o trafikte araba kullanmak cesaret ister. Bir de pasaportunuzda İsrail ve Filistin vizesi varsa Lübnan'a giremiyorsunuz bilginize...

Beyrutte gezilecek yerler: Harissa, Jeita, Byblos, Baalbek, Saida gibi yerlerin dışında. Beyrut şehir içinde Hamra, Downtown, El-Ömer Camii, Hariri'nin mezarı, Amerikan Üniversitesi, National Museum, Arkeoloji Müzesi, Martrys Meydanı, Corniche, Hard Rock Cafe gibi yerler...

Beyrutta denenmesi gereken yemekler: Fattouche, Taoubuleh, Bread Pudding, Falafel...

Beyrutta nerelerde yenebilir: Abd el Wahab, Falamanki, Byblos'da Chez Pepe ve Locanda Restorant, Amerikan Üniversitesi ve Hamra caddesindeki yerler...

 

Nejmeh Meydanı
Nejmeh Meydanı
press to zoom
Amerikan Üniversitesi
Amerikan Üniversitesi
press to zoom
Martyrs Meydanı
Martyrs Meydanı
press to zoom
El Ömer Camii
El Ömer Camii
press to zoom
Nejmeh Meydanı
Nejmeh Meydanı
press to zoom
Corniche
Corniche
press to zoom