İç savaş yorgunu ama hala güzel

Beyrut

National Museum
National Museum
Trafik Felaket
Trafik Felaket
Lüks Arabalar
Lüks Arabalar
El Ömer Camii
El Ömer Camii
Harissa'dan Beyrut manzarası
Harissa'dan Beyrut manzarası
Her yerde askerler
Her yerde askerler

Ama dikkat edin çektiğinizi fark etmesinler

National Museum

Beyrut Ulusal Müzesi'nde bulunan eserler 1. Dünya Savaşı'ndan sonra toplanmaya başlanmış ve müze 1942 yılında hizmete açılmış. Lübnan iç savaşı sırasında büyük tehlike geçiren müze ve içindeki eserleri korumak için büyük tedbirler alınmış. Müzede eski çağlardan, Fenike, Mısır, Roma, Bizans dönemlerinden hatta Osmanlı döneminden kalan bir çok tarihi eser bulunuyor. Müzede 100.000 parçanın üzerinde eser sergileniyor. Müze pazartesi dışında her gün 9.00-17.00 saatleri arasında açık. 

Beyrut Ulusal Müzesi tek kelime ile harika. Eserlerin sergilenmesi, ışıklandırılması ve korunması son derece profesyonelce. Sergilenen eserlerin çoğu nem ve sıcaklık derecesini otomatik olarak ayarlayan camekanlar içinde sergileniyor. Bazı vitrinlerin üzerinde ise eserleri daha detaylı görebilmek için sağa sola hareket ettirilebilen dev büyüteçler var Girişte yer alan müze mağazasında ise sergilenen eserlerin replikaları ve Lübnan'a özgü hediyelik eşyalar uygun fiyatlarla satılıyor.

 

Cornich

Corniche bölgesi Beyrut'un sahil kesimi. Sahil boyunca lüks apartmanların yanı sıra oteller ve beach clublar da yer alıyor bu bölgede (Beyrut'un denizi pis olduğu için denize girmek pek mümkün olmasa da bu clubların hepsinde büyük yüzme havuzları var). Gündüzleri spor yapan yaşlı genç bir çok Beyrut'lunun uğrak yeri olan Corniche; geceleri de özellikle gençlerin gözde turlama mekanlarından biri. 

 

Downtown

Downtown bölgesine akşam geç saatlerde gittiğimiz için çok fazla gezme fırsatımız olmadı. Bir cafe'de oturup, kahve içtik ve "Bread Pudding" denilen tatlıdan yedik.  Hıristiyan halkın çoğunlukta olduğu bölgede bulunan alışveriş merkezinde ve cadde üzerinde bulunan mağazalarda dünyaca ünlü Hermes, Elie Saab, Boss vs. gibi markaların mağazaları bulunuyor. Kahve içtiğimiz cafe de bölgenin yapısına uygun olarak biraz pahalıydı. Fakat modern yapısını, sokaklardaki heykellerini ve ünlü mağazaları görmek için gidilmesi gereken yerlerden biri downtown...

 

Martyrs Meydanı

Beyrut, liman kenti olmanın bedelini çok ağır ödemiş. Tarih boyunca Ruslar, Fransızlar, İngilizler ve İsrail bombardımanlarına maruz kalmış. İlk üç devlet, meydandaki heykelin baktığı limandan kenti bombalamış. Bu nedenle heykel, Lübnan halkının azmini gösteriyor. Heykelin merkezinde elinde özgürlük meşalesi taşıyan bir kadın ve bu kadına sarılmış, ancak bir kolu kopmuş bir delikanlı var. Gencin kolu kopuk olmasına rağmen, her şeyi bir tarafa bırakarak özgürlüğü temsil eden kadına umutla sarılmış ve ufku gözler vaziyette. Heykelin önünde elini yardım istercesine kaldıran bir figür ve arka tarafta da ölü bir adam bulunuyor. Anıt yaşanan iç savaştan da bolca nasibini almış her tarafı kurşun delikleri izleri ile dolu. Bu görüntü bana Beyrut'u ve insanlarını daha da çok sevdirdi çünkü yaşadıkları tüm acılara rağmen hepsi çok güleryüzlü, çalışkan ve hayatın keyfine vararak yaşamayı herşeye rağmen beceriyorlar...

 

Rawsheh (Güvercin) Kayalıkları

Rawsheh kayalıkları Lübnan'ın simgelerinden. Kayalıklar Corniche (sahil yolu) kısmında bulunuyor. Özellikle sabahları spor yapanların yoğunlukta olduğu bu bölgede deniz havası alıp yürüyüş yapabilir, sahildeki cafelerde birşeyler içebilirsiniz...

 

Al Omeri (El Ömer Camii)

1153 yılında Hospitalier şövalyeleri tarafından St. John (Vaftizci Yahya) adına yapılan bir kilise olan ve 1291 yılında Memlükler tarafından camii'ye çevrilen yapı çok ihtişamlı ve büyüleyici bir güzelliğe sahip. Mavi kubbesi çok uzaktan bile fark ediliyor. Her halde hayatımda gördüğüm en büyük kristal avizeyi de burada gördüm. Camiiye girerken başı örtmek yetmiyor. Girişte görevlinin verdiği siyah renkli ekstra baş örtüsünü takıp, siyah cübbe gibi bir şeyi giymek gerekiyor. Ayakkabıları ise camiinin içindeki raflara bırakıyorsunuz. Camii çok temiz ve mis gibi kokuyor. 

 

Refik Hariri'nin mezarı

Öncelikle Refik Hariri kimdir biraz bahsedeyim. Hariri Lübnan'nın eski başbakanlarından ve ülkesinde çok seviliyor. Beyrut'u yeniden inşa eden, yeniden yaratan adam olarak biliniyor. 2005 yılında St. George oteli yakınlarında uğradığı suikastte Beyrut da öldürülüyor. Suikast 1 ton TNT'nin patlatılmasıyla oluyor ve Hariri'nin yanı sıra 7 koruması ve 22 sivil de bu saldırıda hayatını kaybediyor.
Refik Hariri'nin mezarı da şehrin merkezinde El Ömer Camii'nin yanıbaşında. Hariri'nin mezarının yanısıra 7 korumasının da mezarı aynı alanda. Korumaların mezar başlarında resimleri bulunuyor ve her bir resime photoshop'la Hariri'nin onlara dua ederken çekilmiş bir fotoğrafı eklenmiş. Mezarlar şimdilik iftar çadırını andıran bir çadırda yer alıyor ama anıt mezar tamamlanınca yeri değişecekmiş. İçeride devamlı kuran okunuyor ve güvenlik görevlileri tarafından korunuyor.

 

Amerikan Üniversitesi

Beyrut Amerikan Üniversitesi (American University of Beirut : AUB) Misyonerler tarafından 1866 yılında Protestan Koleji olarak kurulmuş. 1920 yılında ise Amerikan Üniversitesi halini almış. Öğrendiğim kadarıyla orta doğunun en başarılı üniversitelerinden. Devasa bir kampüse sahip ve kapısında girdiğiniz anda kendinizi Beyrut'da değilde Amerikanın her hangi bir şehirindeki bir üniversitede zannediyorsunuz. Bina isimlerinden yön tabelalarına kadar her şey sadece ingilizce. Beyrut arkeoloji müzesi ve jeoloji müzesi kampüsün içinde. Ve tüm Beyrut / Lübnan'ın aksine kampüs içinde sigara içmek yasak...

 

Nejmeh Meydanı

Beyrut'un Downtown olarak adlandırılan bölgesinin ana meydanı Nejmeh meydanı. Nejmeh yıldız demekmiş arapça. Tahminimce meydanın yukarıdan görünüşü de yıldız şeklinde. Meydana araçların girmesi yasak ve meydana açılan tüm sokaklar askerlerin kurduğu barikatlar tarafından kapatılmış. Hıristiyan bölgesinde bulunan meydan ve binaların mimarisi insana kendisini Beyrut'da değilde avrupa'nın her hangi bir şehrindeymiş gibi hissettiriyor. Meydanda yeniden restore edilen binaların yanısıra 1897 yılında Osmanlılar tarafından yaptırılan ve 1994 yılında restore edilen saat kulesi bulunuyor (Kulenin saati Rolex bu arada) . Güvercinlerle dolu bu meydanda birçok da cafe bulunuyor. Buradaki cafelerde oturarak meydanın  etrafında bulunan cami ve kiliselerden yükselen   ezan ve çan seslerini aynı anda duyabilir, kahve veya nargile eşliğinde meydandaki kalabalığı seyredebilirsiniz...