Lübnan'ı gezmeye devam ediyoruz

Jeita, Harrisa, Ksara, Zahle

Jeita
Jeita
Jeita
Jeita
Ksara
Ksara
Harissa
Harissa
Harissa
Harissa
Ksara
Ksara

Caves de Ksara

Ksara Lübnan'ın şaraplarıyla ünlü bir bölgesi. Eskiden çok daha büyük olan üzüm bağları günümüzde küçülse de; Ksara'nın yıllık şarap üretimi oldukça fazla.Ksara'da rehberler karşılıyor ziyaretçileri ve ilk olarak hangi dilde istiyorsanız (ingilizce, fransızca, arapça) 15 dakikalık Ksara'nın tarihini anlatan kısa bir belgesel izliyorsunuz. Ksara daha doğrusu üzüm bağları ilk olarak rahipler tarafından kurulmuş. Bölgenin altındaki şimdi şarap mahzeni olarak kullanılan mağaraların (daha doğrusu antik roma yapımı tünellerin) hikayesi ise oldukça ilginç. (Tavuklara dadanan bir tilkinin girdiği kovuğa giren rahipler mağaraları keşfediyorlar).

 

Belgeselden sonra yine rehber eşliğinde şarap tadımı yapılıyor. Rehber her bir şarabın özelliklerini, hangisinin hangi yemekle iyi gittiğini vs. anlatıyor. Açıkçası ben bir şarap sever olduğum halde Ksaradaki şaraplardan çok hoşlanmadım. Bana biraz sert geldi tatları. Uzun araba yolculuğumuzdan sonra bir de arka arkaya içince birkaç tane şarabı biraz midem bulandı doğrusu. Şarap tadımından sonra yine rehber eşliğinde mağaralardaki şarap mahzenleri geziliyor. Oldukça uzun (yaklaşık 2 km.) ve büyük olan mahzenler yaz kış 22 derece. Ama hepsi birer labirent gibi. Mahzenlerde sadece kırmızı şarap muhafaza ediliyor. Beyaz şarabın yapım aşaması farklı olduğu için mahzenlerde beyaz şarap hiç yok. Şaraplar dünyanın çeşitli ülkelere de ihraç ediliyor. Ksara'da çeşitli şarapları alabileceğiniz bir de dükkan var. 

 

Jeita Grotto

Jeita Beyruta 15-20 km. uzaklıkta. Mağaralara teleferikle çıkılıyor. Jeita'da fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Girişte bulunan kilitli dolaplara cep telefonu ve fotoğraf makinelerini bırakmak gerekiyor. Görevliler bu konuda çok hassas ve fotoğraf çekmeye kalkanları mağaranın dışına çıkarıyorlar hemen. Jeita Grotto dünyanın yeni 7 harikasından biri olmaya aday devasa bir mağara ve iki kattan oluşuyor. Üst mağaralarda yürüyerek geziliyor alt mağaralarda ise kayıkla tur atılıyor. Jeita zaten çok güzel ama yapılan ışıklandımayla daha da nefes kesici görünüyor. Üst katta yürürken gelen doğal ışıkta tam anlamıyla bu güzelliğe güzellik katıyor. İnsan nereye bakacağını şaşırıyor açıkçası. (2200 m'lik mağaranın 750 m.lik kısmı keşfedilmiş ama turistler daha kısa bir bölümüne girebiliyor).

 

Upper grotto'da yürüyüş bölgesinin bir bölümünde küçük bir alan havuz halini almış ve gelen ziyaretçiler tarafından para atılan dilek havuzuna dönüştürülmüş. Lower grotto'ya ise küçük bir trenle gidiliyor lower grotto'da gezi kayıklarla yapılıyor ve kesinlikle inanılmaz. Su çok berrak ve ılık. (lower grotto'nun ise 7800 m'lik kısmından 400 m.'si gezilebiliyor. Ama burada da turistler belli bir bölgeye kadar gidebiliyor). Jeita pazartesi günleri kapalı ve girişte alınan biletler iki katta da geçiyor. Bu yüzden biletleri çıkışa kadar saklamak gerekiyor. (Fotoğraf çekmek yasak olduğu için mağara fotoğraflarını fikir vermesi adına internetten kullandım)

Jeita
Jeita
Jeita
Jeita
Ksara
Ksara
Zahle
Zahle
Zahle
Zahle
Zahle
Zahle

Harissa

Harissa aslında Beyruta 20 km uzaklıkta bir köy olarak kurulmuş. Fakat şehrin büyümesi sonucu artık şehire dahil olmuş bir bölge. Denizden 650 m. yükseklikte ve en önemli özelliği "Our Lady of Lebanon" olarak adlandırılan dev Meryem Ana heykelinin burada olması. Meryem Ana heykeli 1908 yılında beyaza boyanmış 15 ton bronzdan yapılmış ve tam 64 metre yüksekliğinde. Heykelin kaidesinde küçük bir şapel bulunuyor ama sanırım turistlerin ziyaretine kapalı. Heykelin yanında bir de kilise var. İkincisinin de inşaatı devam ediyor ve oldukça modern bir yapı. 
Buraya teleferikle ulaşılıyor. Teleferik neredeyse çok katlı binaların dibinden ve çok yüksekten gidiyor. Tepeye ulaştıktan sonra ikinci bir raylı sistemle bir kaç metre daha çıkılıyor. Gördüğüm kadarıyla Harissa Hıristiyanların olduğu kadar müslümanların da çokça ziyaret edip, dua ettikleri bir yer. Aynı alanda bulunan hediyelik eşya dükkanında ise Lübnan'a, Meryem Ana'ya ve Hıristiyanlığa ait çeşitli eşyaların satışı yapılıyor. Fiyatlar çok yüksek değil. 

 

Hall of Fame

Bizi gezdirmesi için anlaştığımız taksi şoförümüz Khalil burası çok güzel deyince adamın bildiği bir şeyler vardır diye gezelim dedik mumya müzesini. (Hall of Fame Jeita yolu üzerinde Zok Mosbeh denilen bölgede) Girişte bir rehber ve düdük çalan polis gibi bir mumya karşılıyor gelenleri (Algılayıcıları hareket fark edince düdük çalıyor). Açıkçası Hall of Fame'i görmesek de olurmuş. Çünkü bir iki tanıdık yüz dışında müzede bulunan çoğu isim arap dünyasının ve Lübnan'ın ünlü simalarından oluşuyor. Bazı mumyalar yanına yaklaştığınızda konuşmaya yada şarkıcıysa şarkı söylemeye başlıyor. Açıkçası hepsi başarılı olmasa da mumyaların (örneğin Clinton homeless gibiydi kirli sakallarıyla) bir iki tanesi gayet iyi yapılmıştı hatta Arafat'ın mumyası fısır fısır oynayan dudakları ve takip eden gözleri ile beni oldukça ürküttü. Lübnan'da bunun haricinde bir iki tane daha mumya müzesi daha var. O yüzden bu tip yerleri çok da seven biri değilseniz boşu boşuna diğerlerine gitmeyin zaman kaybı olur. Çünkü diğer ikisi bunun kadar iyi değil ve hepsinin girişi paralı...

 

Zahle

Bekaa vadisi tarafında bulunan şirin bir kasaba. En önemli özelliği ise gürül gürül akan bir dere boyunca kurulmuş restorantlar. Biz yemeğimizi bunlardan biri olan en sonda solda olan yerde yedik (İsmini tam olarak hatırlamıyorum ne yazık ki. Adı arapça enteresan ve karışık bir isimdi). Menü maalesef ingilizce değildi bildik yemeklerin yanısıra kurbağa bacağı vs. gibi enteresan seçenekler vardı. Biz pek risk almamak adına patates kızartması tavuk vs. gibi şeyler sipariş ettik. Burada değişik olan şeylerden biri de yemek öncesi masaya gelen buzlu iç bakla'ydı (bizde buzlu badem var onlarda bakla). Burada tatlı sunumu da ilginçti. Yemeğinizi bir masada yedikten sonra tatlı ve meyve yemek için başka bir masaya geçiyorsunuz. Tatlılar ise Beyruttan farklı tatlardı. İncir, armut, ceviz, turunçgil kabuğu ve portakal tatlısı vardı. Çilekler ise yıkanmamış geliyordu ve masaya getirilen buzlu suda kendiniz yıkıyorsunuz. (Burada Beyruttan farklı olmayan tek şey meyve sunumu. Tepeleme meyve geliyor masaya her yerde olduğu gibi. Lübnan'da meyve çok ucuz ve bol olduğu için en çok tüketilen şeylerden biri de meyve). Yemek sonrası ise bir görevli masa masa dolaşıp mırra'ya benzeyen bir tür kahve servisi yapıyor.