Marmara Bölgesi

Bozcaada

Bozcaada
Bozcaada
press to zoom
Bozcaada kalesi
Bozcaada kalesi
press to zoom
Bozcaada
Bozcaada
press to zoom
Bozcaada
Bozcaada
press to zoom
Mitos Beach
Mitos Beach
press to zoom
Mitos Beach
Mitos Beach
press to zoom

Genel Bakış

Bozcaada feribottan ilk göründüğü anda ismi gibi boz, ama içi özellikle rum mahallesi rengarenk bir ada. Bozcaada Çanakkale'ye bağlı bir ada. Türkiye'nin üçüncü büyük adası ve Çanakkale boğazının hemen girişinde yer alıyor. Enteresan olan ise yerleşimin adanın merkezinde toplanmış olması ve herhangi bir köyünün bulunmaması. Ayrıca suç oranı o kadar düşük ki (hatta yok) bu sebepden dolayı adliye binası geçtiğimiz yıllarda kaldırılmış. Ulaşım Geyikli'den feribotla sağlanıyor. Çanakkale'den ise sadece yayalar için deniz otobüsü seferleri düzenleniyor. Antik çağlarda ismi Tenedos olan Bozcaada'nın tamamı doğal ve tarihi sit alanı. Adada yerleşim kalenin etrafında yapılanmış durumda ve türk ve rum mahalleleri olarak ismen bölünmüş durumda. Adada ağırlıklı olarak şarapçılık yapılıyor ve adanın neredeyse yarısı üzüm bağları ile kaplı. 
Adada ulaşım motorlu araçlarla sağlanıyor ama sokaklar dar ve park sorunu olduğu için arabayı park edip bırakmak en iyisi. Plajlar ve bağlar dışında çoğu yer yürüme mesafesinde olduğu için arabaya da gerek olmuyor zaten...

Bozcaada'da görülecek yerler:

Bozcaada kalesi, rum mahallesi, Ayazma Manastırı, üzüm bağları ve şarap fabrikaları, rüzgar gülleri...

Ben Bozcaada'da Destina Otel'de kaldım ama birçok pansiyon ve otel de hizmet veriyor adada.

 

Bozcaada'dan neler alınır?

Bozcaada'ya gelmişken benim gibi şarap severseniz tabii ki şarap almalısınız. Ada'da dünyaca ün kazanmış Corvus şaraplarının yanı sıra Talay,Amadeus gibi birçok markanın da şaraplarını bulabilirsiniz...

Bunun dışında harika bir lezzete sahip olan domates reçeli, keçi peyniri, zeytinyağı alabilirsiniz (bkz:Bozcaada lezzet durakları)

Neler yenir, nerede yenir?

Bozcaada'da liman bölgesinde ve rum mahallesinde birçok restoran bulunuyor. Ağırlıklı olarak deniz ürünleri olsa da (ki ben bayılırım deniz ürününe) ev ve et yemekleri yiyebileceğiniz birçok yer de var. Bizim tercihimiz deniz ürünleri oldu (limandaki Şehir Restoran, merkezdeki Eski Kahve, rum mahallesindeki Şişman restoran yemek yediğimiz yerlerdi. Sonraki yazılarda detaylı bahsedeceğim). Gelincik şerbeti (pek bana göre değildi ama eşim bayıldı tadına), damla sakızlı kurabiye, damla sakızlı muhallebi'yi ise kesinlikle öneriririm... (bkz:Bozcaada lezzet durakları)

 

Bu arada 15 Eylül eylül tarihinde bağ bozumu, 16 eylül tarihinde ise yöresel tatlar festivali var. Aklınızda bulunsun...

Bozcaada Mitos Beach

Bozcaada'da birçok plaj var ama biz tercihimizi Mitos Beach'den yana kullandık. Mitos Beach paralı bir plaj bir miktar ücret karşılığında şezlong ve şemsiye kiralayabiliyorsunuz. Yine ücret karşılığında içecek servisi de var. Deniz ise tam anlamıyla muhteşem. Herkesten Bozcaada'nın denizinin çok soğuk olduğunu duymuştum ama deniz çok güzeldi. Ege'nin denizinden bile sıcaktı ve ben hiç sudan çıkmak istemedim. Bu arada denizin en iyi zamanı da Eylül ve Ekim aylarıymış benden söylemesi...

Rüzgar Tirbünleri
Rüzgar Tirbünleri
press to zoom
Bozcaada Kalesi
Bozcaada Kalesi
press to zoom
Bozcaada Kalesi
Bozcaada Kalesi
press to zoom
Bozcaada Kalesi
Bozcaada Kalesi

Korsan Mezarları

press to zoom
Bozcaada Kalesi
Bozcaada Kalesi
press to zoom
Bozcaada Kalesi
Bozcaada Kalesi
press to zoom

Bozcaada Kalesi

Bozcaada'ya feribotla yaklaşırken en dikkat çeken şeylerden biri de Bozcaada Kalesi. Bozcaada boğazın çıkışında olmasından dolayı geçmiş yıllardan beri istilaya açık bir yer olmuş. Anakaraya yakınlığı nedeniyle de denizden gelebilecek olan tehlikeleri ilk karşılayan yer olmuş Bozcaada kalesi. 

 

Türkiye’nin en iyi korunmuş kalelerinden biri olan Bozcaada Kalesi’nin ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Fenikeliler, Cenevizler ve  Venedikliler tarafından kullanılan kale, bugünkü görünümünü Fatih Sultan Mehmet döneminde var olan kalıntılar üzerine tekrar inşa edilmesiyle almış(1455).Venedik- Osmanlı arasında süren mücadeleler sırasında uğradığı tahribatlar sonrası, Köprülü Mehmed Paşa döneminde büyük bir onarımdan geçmiş (1657). 2. Mahmut zamanında ise neredeyse yeniden inşa edilerek bugüne kadar bu görünümü korunmuş(1815).

Adanın kuzeydoğu ucuna, kayalıklar üzerine inşa edilmiş kalenin etrafı zamanında suyla dolu olan bir hendekle çevrili. Bir zamanlar asmalı bir kapıyla girilirken şimdi sabit bir köprü üzerinden giriliyor kaleye. Yine bir zamanlar içerisinde Türk ahalinin yaşadığı iki caminin olduğu kale içi, şimdi neredeyse bomboş. Sadece festival zamanlarında verilen konserlerle hareketleniyor.

İç kale bölümünde ada etrafından çıkarılan amforaların sergilendiği bir oda bulunuyor. Ayrıca kalenin bahçesinde adadan çıkarılan çok sayıda eski mezar taşı ve tarihi eser sergileniyor. Kalede en dikkat çeken şeylerden biri ise üzerinde kurukafa oymaları bulunan korsan mezar taşları.

Rüzgar Gülleri

Rüzgar Gülleri daha doğrusu tirbünleri adanın simgelerinden. İnsanlar içkilerini alıp burada güneşin batışını seyretmeye gidiyorlar. Biz de şarabımızı alıp güneşin batışını izleyelim dedik fakat otelden biraz geç çıkmışız ve güneşin batışını yolda izlemek zorunda kaldık maalesef. Yine de şarabımızı manzarada içelim dedik ve yola devam ettik. Rüzgar tirbünlerini hiç bu kadar yakından görmemiştim ve bu kadar ihtişamlı olmasını beklemiyordum doğrusu. İzleme noktası ise çok esiyordu. Ayakta durmakta bile zorlandık rüzgardan ve şaraplarımızı güç bela içtik. Yine de keyifliydi. İzleme noktasının tek kötü tarafı ise pis olmasıydı. Adada naylon torba kullanımı yasak olmasına rağmen; sanırım ada dışından gelenlerin yanlarında getirdiği torbalar ve attıkları çöpler her yerde uçuşuyordu... (rüzgardan tripot ayakta duramadığı için manzara ile ilgili doğru dürüst fotoğraf bile çekemedim)