İstanbul

Büyükada

Büyükada
Büyükada
press to zoom
Büyükada
Büyükada
press to zoom
Büyükada
Büyükada
press to zoom
Büyükada
Büyükada
press to zoom
Büyükada
Büyükada
press to zoom
Büyükada
Büyükada
press to zoom

Büyükada'yı her zaman çok sevmişimdir. Sessizliğini, buram buram tarih kokan evlerini, sokaklarını, egzos kokusundan uzak temiz havasını... Büyükada ve diğer adalar "Prens Adaları" olarak da biliniyor. Büyükada İstanbul açıklarındaki adaların en büyüğü. Evlerin çoğu yazlık olarak kullanıldığı için yazları ada nüfusu oldukça artıyor. Adaların "Prens Adaları" olarak adlandırılmasının sebebi ise bu adaların özellikle Bizans döneminde saray mensuplarının sürgün yeri olarak kullanılması. Özellikle 1950'li yıllara kadar ada nüfusu Rum ve Ermeni çoğunluktayken günümüzde daha çok Müslüman çoğunluk vardır.

 

Ada'nın en eski yapıları Aya Yorgi Kilisesi (Bu kilisede her yıl 23 nisan ve 24 eylül tarihlerinde düzenlenen ayinlerde edilen duaların ve tutulan dileklerin gerçekleştiğine inanılır), İsa tepesi'nde bulunan Rum Yetimhanesi ve 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii'dir. Lev Troçki'nin Stalin tarafından sürgün edildikten sonra 1929 - 1933 yılları arasında yaşadığı Nizam mahallesindeki ev ve Reşat Nuri Güntekin'in Maden mahallesindeki evi ziyaret edilecek yerler arasındadır. Adada ulaşım bisiklet yada faytonla sağlanır. Bu araçlardan birini kiralayarak gezi yapabilirsiniz (umarım en kısa zamanda fayton kullanımı yerini başka bir ulaşım aracına bırakır da zavallı atlar kurtulur). Ada'da bulunan plajlarda ise yazları denize girebilirsiniz.


Tarihi Yapılar:

- İskele binası'nın mimarı kesin olarak bilinmemekle beraber Vedat Tek olduğu tahmin edilmektedir. Yapım tarihi 1914'tür. Çinileri Kütahyalı Mehmet Emin Efendi tarafından yapılmıştır. (Vedat Tek 1873 - 1942 yılları arasında yaşamıştır. Mimarlık eğitimini Paris Ecole des Beaux Arts'da almıştır. İstanbul'a birçok mimari eser kazandırmıştır).

- Köşkler, çoğunluğu 19.yy sonu ile 20.yy başında yapılmıştır. Ahşap olan bu yapıların çoğu Art Nouveau tarzındadır.

- Rum Yetimhanesi, İsa tepesi'nde kuruludur. 1898 yılında bir Fransız şirketi tarafından otel olarak inşa edilmiştir. Bina 26.000 m2'lik bir alana sahiptir. İzin almadan doğan sıkıntılardan dolayı otel olarak hizmete girmemiş ve zengin bir rum aile tarafından satın alınarak patrikhane'ye bağışlanmıştır. Patrikhane tarafından yetimhane olarak kullanılmıştır. 1970'li yılların başından beri boş tutulmaktadır.

- Hamidiye Camii, 2. Abdülhamit'in emri ile 1895 yılında inşa edilmiştir. 

- Aya Yorgi Manastırı, kayıtlara göre inşa tarihi 1751'dir. Eski kilise olarak bilinir. Yeni kilise olarak bilinen Aya Yorgi Kilisesi ise 1905 yılında inşa edilmiştir.

- Aya Nikola manastırı 1894 yılında inşa edilmiştir.

- Hristos Manastırı İsa tepesi'ndedir. 1597 yılında Patrik Meletios Pigas tarafından kurulmuştur.

- Aya Dimitri Cemaat Kilisesi, adadaki ortodoksların katkılarıyla 1856 - 1857 tarihleri arasında inşa edilmiştir.

- Heset Le Abraham Sinagogu, kumsal semtinde olup 1921 yılında yapılmıştır.


Ulaşım:

Ada'ya ulaşım vapur, deniz otobüsü, deniz taksi ve motor'la sağlanabilir. Anadolu yakasında Bostancı'dan Avrupa Yakası'nda ise Sirkeci'den vapur seferleri vardır. Kabataş ve Bostancı'dan da deniz otobüsü seferleri yapılmaktadır.

 

Aya Yorgi Dilek ayini
Aya Yorgi Dilek ayini
press to zoom
Aya Yorgi Dilek ayini
Aya Yorgi Dilek ayini
press to zoom
Aya Yorgi Dilek ayini
Aya Yorgi Dilek ayini
press to zoom
Aya Yorgi yollardaki ipler
Aya Yorgi yollardaki ipler
press to zoom
Aya Yorgi yollardaki ipler
Aya Yorgi yollardaki ipler
press to zoom
Aya Yorgi dilek ayini
Aya Yorgi dilek ayini
press to zoom

Aya Yorgi Kilisesi ve Dilek Ayini

 Aya Yorgi Kilisesi Büyükada'da bulunmaktadır. Patrikhane kayıtlarına göre manastır 1751 tarihinde inşa edilmiştir. İki katlı, kiremit örtülü küçük bir yapıdır. Tepede çan kulesinin arkasındaki kesme taştan yapılmış yapı ise Aya Yorgi kilisesidir. 1905 yılında inşa edilmiş, 1909 yılında kullanıma açılmıştır. 

Kilise Saint George adına yapılmıştır. Bu kilise, Hıristiyanların 2 hac noktasından biri kabul edilir. Ve yılın iki tarihinde (23 Nisan ve 24 Eylül) ziyaretçi akınına uğrar. 
 

Aya Yorgi Kilisesi Tarihi

Anlatılanlara göre; Bizans döneminde işgal altında kalan Aya Yorgi kilisesindeki ikona ve kutsal cisimleri kurtarmak isteyen papazlar, söz konusu cisimleri toprağa gömüp üzerini kapatmışlar. Aradan geçen uzun yıllardan sonra aziz Aya Yorgi, bir çobanın rüyasına girmiş ve kiliseye uzanan yolu tırmanmasını, çan sesi duyduğu yerde durup kazmasını söylemiş.

Olayı fazla dikkate almayan çoban, aynı rüyayı 3 gece üst üste görünce "bu işte bir iş var" diyerek çıplak ayakla ve hiç konuşmadan kiliseye uzanan uzun yokuşu tek başına tırmanmış. Rüyasında görmüş olduğu olay gerçekleşmiş;kiliseye yaklaştığı anda çan sesleri duymaya başlamış ve tam o noktayı kazıp, gömülü cisimleri bulmuş. Üstelik; cisimlerin her biri gömüldüğü günkü kadar yeniymiş.

Bu rüyaya atfen her yıl 23 nisan ve 24 eylül tarihlerinde ziyaretçiler kiliseye giden yolu (kimileri çoban gibi çıplak ayakla) hiç konuşmadan yürüyerek ve ip salarak (sanırım bu sonradan eklenmiş ve gelenek halini almış) dilek tutarlar ve dileklerinin kabul olması için dua ederler. Sonuçta müslüman, hıristiyan veya başka dinlerden olmamız önemli değil bence. Önemli olan hepimizin tek yaratıcıya inanmamız...

 

Amatör Gezgin'in notları:

Özellikle bu iki gün kiliseyi ziyaret etmek isterseniz ada'ya erken saatlerde gitmenizi tavsiye ederim. Kiliseye çıkılan yol üzerinde mumları ve çeşitli dilek eşyalarını bulabilirsiniz. Mumları kiliseden de ufak bir ücret karşılığıı almak da mümkün. Dileğinizi tuttuktan sonra kilisenin yan tarafında bulunan lokantada adanın muhteşem manzarası karşısında birşeyler yemenizi de tavsiye ederim... (bu arada yanınızda yedek t-shirt bulundurmanız iyi olur çünkü kiliseye çıkan yolda çok terleyip, ertesi gün hasta olmanız da ihtimaller arasında)