Selçuk 

Meryem Ana Evi

Meryem Ana Evi
Meryem Ana Evi

Dilek duvarı

Meryem Ana Evi
Meryem Ana Evi
Meryem Ana Evi
Meryem Ana Evi
Meryem Ana Evi
Meryem Ana Evi

Şimdiki hali

Meryem Ana Evi
Meryem Ana Evi

Eski Hali

Meryem Ana Evi
Meryem Ana Evi

Eski Hali

Çoğu Hıristiyan tarihçileri, Hazreti İsa’nın, çarmıha gerilmeden kısa süre önce annesi Azize Meryem’i, arkadaşı ve havarisi Aziz Jean’a emanet ettiğini savunur. Bu konuda Yeni Ahit’te de işaretler vardır.

Öykünün bundan sonrası Anadolu topraklarında geçer. Aziz Jean, Hz. İsa’nın çarmıha gerilişinden sonra Azize Meryem’in Kudüs’te kalmasını sakıncalı bulur. Kısa bir süre içinde onu yanına alarak Kudüs’ten çıkarır ve o çağın dünyadaki en büyük kenti olan ve uzun yıllardır barış içinde yaşayan Efes’e getirir. Ancak Hırıstiyanlık dinini yaymak gibi kutsal bir görevi de üstlenmiş olan Aziz Jean, Meryem’i putperestlerin kentine sokmak istemez. Onu Bülbül Dağı eteklerinde sık ağaçlarla kaplı gizli bir köşede yaptığı kulübeye yerleştirir. Aziz Jean her gün gizli gizli onu ziyarete gider ve yiyecek götürür.
Hıristiyan tarihçileri, Azize Meryem’in tam 101 yaşına kadar Bülbül Dağı’ndaki bu yerde yaşadığını ve burada öldüğünü savunurlar. Aziz Jean’ın Meryem Ana’yı yine bu dağda hiç kimsenin bilmediği bir yere gömdüğü tahmin ediliyor.
Efes çevresindeki halk, 18’inci yüzyılın sonlarına dek atalarından kalma bir geleneği sürdürerek, her yıl 15 Ağustos’ta Meryem Ana’nın evinin bulunduğu Panaya Kapulu’nda dini anma törenleri düzenler. Ancak burası bölgeye gelen yoğun Müslüman göçleriyle unutulup kaybedilir.

Aradan yaklaşık 100 yıl geçtikten sonra 19’uncu yüzyılda yaşamış olan Alman rahibe Anna Katharina Emmerich, bu bölgede Azize Meryem’in evinin olduğunu iddia eder.
Çocuklugundan itibaren kötürüm olan ve yürüyemeyen Rahibe Anna, gördügü rüya ve sanrılarla bu bölgeyi Vatikan yetkililerine tarif eder ve onun tarifleri sonucu bölgedeki eski kilise kalıntılarına ulaşılır.
Bu ve benzeri belirtiler Hıristiyanlar tarafından Bakire Meryem’in ömrünün son yıllarını Efes civarında geçirdiğine somut kanıtlar olarak gösterilir.
Hz. İsa’nın arkadaşı ve havarisi Aziz Jean’ın da ömrünün geri kalanını Efes’te geçirdiği ve kendisine ait İncil versiyonunu burada yazdığı değişik tarihi kaynaklarca dile getiriliyor. Aziz Jean da Efes’te ölmüş ve burada gömülmüştür (bkz:St.Jean).
Tüm bu söylenti ve işaretlerden yola çıkarak Bülbül Dağı’ndaki tarihi kalıntılar 1957 yılında Papalık tarafından Meryem Ana Evi olarak onaylanır ve Hırıstiyanlık için de hac yeri olarak ilan edilir.
Bugün ise, Rahibe Anna’nın tarifleri sonucu ilk defa 1891 yılındaki kazılarda bulunan bu yapının aslında, milattan sonra 4’üncü yüzyılda Azize Meryem adına inşa edilen bir kilise olduğu tahmin ediliyor.
Meryem Ana Evi olarak bilinen yapının, bir ocağı andıran mihrap kısmında Hz, İsa’nın altın kalbi temsil ediliyor.

Bülbül Dağı’ndaki bu yapı, 1967 yılında Papa 6’ncı Paul ve 1979 yılında Papa 2’nci Jean Paul tarafından ziyaret edildi.

Vatikan tarafından yeryüzündeki en kutsal binalardan biri olarak tanımlanan Meryem Ana Evi, bugün dünyanın dört bir yanından gelen Hıristiyanların ziyaret ettiği, gözde ve kutsal bir mekan konumunda.

Meryem ana girişi paralı ve çok açık kıyafetlerle içeride dolaşılmaması üzerine uyarılar var (çok kısa şortlar, mayo, bikini vs.) nede olsa kutsal bir mekan. Bu ev hıristiyanlar için hac yeri. Ayrıca müslümanlar için de kutsal sayılıp, dua edilen dilek tutulan bir yer. Buradaki küçük kilisede rahipler görev yapıyor ve adak mumlarının satışıyla bağış topluyorlar. (girişte alınan paraların kiliseyle bir ilgisi yok direkt selçuk belediyesine gidiyor) İnsanlar tuttukları dilekleri küçük kağıtlara yazıp duvardaki panolara asıyorlar. Çeşmeden akan suyun da şifa getirdiğine inanılıyor.

Not: Yazıda kullanılan bir kısım fotoğraf ve bilgiler http://www.meryemana.info adresinden alınmıştır.