Ege Bölgesi

Milet Antik Kenti

Milet Antik Kenti
Milet Antik Kenti
press to zoom
Milet Antik Kenti
Milet Antik Kenti
press to zoom
Milet Antik Kenti
Milet Antik Kenti
press to zoom
Milet Antik Kenti
Milet Antik Kenti
press to zoom
Milet Antik Kenti
Milet Antik Kenti
press to zoom
Milet Antik Kenti
Milet Antik Kenti
press to zoom

Milet Anadolu'nun batısında, Ege bölgesinde (klasik adı Meander olan) 'Büyük Menderes Nehrinin hemen ağzına yakın deniz kıyısında bir antik liman şehridir. Şimdi Aydın'in Söke kazasında Akkoy'un 5km. kuzeyinde ve Balat köyü yakınında bir harebe halinde olup limanı Büyük Menderes tarafından doldurulduğu için yaklaşık 10km denizden içeride bir mevkidedir.

 

Tarihçe
Arkeolojik araştırmalarla elde edilen bilgilere göre ise Milet ilk olarak MÖ 3500-3000 yıllarında cilalı taş devrini yaşıyanların bir yerleşkesi olmuştur. 
Milet'de Bronz Devri arkeolojik kalıntıları MÖ 1900 civarında ticaret ile ele geçirilmiş olan Girit Minoa medeniyeti tarafından üretilmiş bronz eşyalar halinde görülmektedir. Bundan çıkarılan sonuca göre, Milet bu devirde, Anadolu'nun içleriyle ilişkilerle değil, Ege Denizi'nden gelen ilişkileri ile gelişmiştir. Antik Milet şehrinin bulunma efsanesine göre şehrin ilk yaşayanları Girit üzerinden gelmiştir. Çok ünlü Roma zamanında yaşamış (d. MÖ 63/64 – ö. MS 24) Yunan geografyacısı Strabo'ya göre 
Ephorus şunu bildirmiştir: Miletus'un bulunduğu yere yakın, denizden epeyce yüksek bir tepe mevkinde ilk defa Giritliler tarafından bir yerleşke kurulmuştur. 
Diğer antik şehirlerin aksine olarak, Milet hakkında eski klasik tarihçiler ve coğrafyacılar şehrin kurulması hakkında daha renkli efsaneler anlatmamaktadırlar.

 

Hitit dönemi 
Miletus hakkında ilk yazılı arkeolojik kaynaklar Geç Bronz Dönemi'ne ait olup bunlar Hitit kaynaklıdır. Bu yazılı belgeler Milet şehrinin o zamanlar bir Hitit şehri olduğunu doğrulamaktadırlar. Diğer taraftan, Milet şehrinin surlarının da diğer Hitit surlu şehirler planına göre inşa edildiği gösterilmiştir.
Tarihi tesbit edilen Milet ismi geçen ilk yazılı belge Milet'in Millawanda şehri adıyla Hitit Kralı olan II. Murisili'nin vakanamelerinde bulunmaktadır. 
Hitit Boğazköy arşivlerinde Milet hakkında tarihleri tam olarak saptanamayan çivi yazısı vesikalar da bulunmuştur. Bu vesikalarda Milet ismi değişik şekillerde (Milawata, Milwata) yazılmıştır.

Antik çağlarda 
Yunan eserlerine göre Milet'de ilk yaşayanlar Karyalılar ve Leleglerdir. Homer'in yazdığına göre Truva Savaşı sırasında Milet bir Karya şehri idi. Trova savaşının sonlarında Pylos'da bulunan iç kalede Milet'den gelmiş kadın esirler bulunduğu da belirtilmiştir.
Bronz döneminin sonunda ortaya çıkan denizden gelen kavimler (Mısır'da Hiksoslar) göçleri ile Milet'in tekrar zarar uğradığı ve yanıp yıkıldığı bildirilmektedir.
Antik Yunan çağlarında bir bağımsız şehir olan Milet önce Neleus soyundan geldiklerini iddia eden krallar tarafından idare edilmiş; MÖ 800den sonra şehri idare eden aristokrat soylular olmuştur. MÖ 687den itabaren şehrin idare şekli, tiran adı verilen tek olarak mutlak idareci, diktatörlere geçmiştir. Milet şehiri Anadolu'da oniki İyonya şehrinin kurmuş olduğu İyonya Ligi üyesi olduğu görülmektedir. 
Kendisi bir koloni olarak kurulan Milet MÖ 6. yüzyılın ilk yarısında bir deniz imparatorluğu merkezine dönüşmüştür. Milet, Karadeniz kıyısında, içinde Trabzon, Sinop ve Kırım'ı da kapsayan, kendine bağlı 90 adet koloni kenti kurarak muhteşem bir güce ulaşmıştir.


Helenistik, Roma ve Bizans dönemleri 
Milet MO 304de Büyük İskender tarafından Perslerin elinden alınmıştır. Büyük Iskender'in ölümünden sonra MÖ 313de Antigones ve MÖ 301de Selevkidler eline geçmiştir. MÖ 188de Milet şehri tekrar bağımsızlığını kazanmıştır. Fakat MO 133de son Bergama Kralı ülkesini Romalılara miras olarak verdikten sonra Milet bağımsiz kalmamış Roma'ya bağlanmıştır.
Roma'nin cumhuriyet ve imparatorluk devirlerinde Milet sehri merkezi Bergama'da olan Asya Eyaleti'nin parçası olmuştur. Günümüzde görülen kalıntılar daha çok Roma Dönemi'ne aittir. 15.000 seyirci alabilen tiyatrosu, Anadolu'nun en büyük Roma hamamı ve Faustina Hamamı, şaşırtıcı büyüklükteki Agoralar (pazar yerleri) Milet'in görkemini gözler önüne serer.


Buyuk Konstantin Roma İmparatorluğu'nu ikiye boldugu zaman Milet konumu nedeniyle Doğu Roma/Bizans İmparatorluğu idaresinde kalmıştır. Hristiyanligin resmi din olamasının Büyuk Konstantin ile kabulu ile Konstantinoplis Patrik'ine bağlanmıştır. Milet'te bir Hristiyan psikoposluk kurulmuştur. Milet Bizans İmparatorluğu içinde iken hem önemli idare merkezi olmadığı hem de limanının Büyük Menderes tarafından doldurulması dolayısıyla şehrin önemi gittikce azalmış ve şehir küçülmeye devam etmiştir. 
11. yüzyıl sonlarında Selçuklular Anadolu'yu işgal etmeye başlamışlar ve Türkmen göçmenler Ege kıyılarına da yerleşmeye başlamışlardır. Selçuklular zamanında Milet limanı yine Venediklilerle ticaret için liman olarak kullanılmıştır. 
Selçukluların Moğollara Kösedağ savaşında yenilip devletleri dağılmaya başladığında Milet'in Menteşe Oğulları eline geçtiği bilinmektedir.
Sonunda Osmanlilar eline gecen Milet limaninin kullanilmasi devamn ettigi bilinmektedir. 1494de Menteşe Beyleri ecdadindan İlyas Bey Milet'te bir cami, medrese ve oluşan bir kulliye yaptırmıştır (bkz:İlyas Bey Camii) Fakat liman dolmasiyla Milet terkedilmis sehir harabeleri bugun deniz kiyisindan 10km kadar icerde kalmistir. Fakat yine de bir koy ismi olarak Balat (Palatia'dan alinma) koyu bulunmaktadir.

 

Arkeolojik kazılar ve kalıntılar 
Milet'de ilk arkeolojik kazılar 1873'de Fransız arkeologu Olivier Rayet tarafından yapılmıştır ve onu Alman arkeologu Theodor Wiegand'ın yaptığı kazılar takip etmiştir. Fakat kazılar devamlı yapılmamış; zaman zaman savaşlar ve diğer nedenlerle aksamıştır. Şu anda Milet'te kazılar Almanya Bochum'daki Ruhr Üniversitesi tarafından organize edilmektedir.
20. yüzyıl başında Theodor Wiegand arkelojik araştırma ve kazılarına ait eserinde Milet'te bulunan Helenistik ve Roma dönemden kalma eserler şöyle sıralanmıştır:
• Buleuterion: Şehir Senatosu'nun toplantı salonu. 1.500 kişi alacak kapasitede. 
• Kuzey Agorası / Güney Agorası: Bu pazar yerine girişte yapılmış olan giriş anıtı parçalarına bölünerek Berlin'e taşınmıştır. 
• Nimfeaum: Heykellerle bezenmiş mermerden üç katlı halk havuzu ve çeşmesi 
• Batı Agorası: Atena Tapınağı yanında 
• Delphinion: Apollon Delphinios için tapınak ve sığınma yeri. Şehrin ana tapınağı. Bu tapınak- sığınak yüksek duvarla çevrilidir. Ortasında Helistik devirden kalan bir yuvarlak bir kahraman anısına anit-bina (heroon) bulunmaktadir 
• Stadium: 230m uzunlukta 74m genislikte olup bir duzluk arazide sehrin en eski binalari uzerine etrafina kemerler kusaklar halinde uzerine seyirci oturma yerleri ile yapilmistir . 
• Faustina Hamamı: Roma devrinde (MS. 161-180) de Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un karısı Faustina tarafından verilen para ile yapılmıştır. 
Diğer eserler de şöyle sıralanabilir:
• Roma Hamami: MÖ 1. yuzyılda yapılmış; üstü açık atletik eksersizler için bir pleastra ve büyük bir avlu etrafında 5 büyük odadan ve bazı küçük odalardan oluşmaktadır. 
• Tiyatro : 15.000 kişilik. MÖ 4. yuzyılda yapılıp; Helenistik devride genişletilmis ve şimdiki şekilini Roma döneminde almıştır. 140m çapında bir yarim daire seklinde olup seyirci oturma yerleri bir tepenin güney tarafında olup tiyatronun üst katlarından şehirin 4 limanı da görülmekte; önünde 30m yükseklikte bir şimdi yıkık giriş ve sahne arkası ve ama şimdi tam olarak bir sahne yeri bulunmaktadır. 
• Atena Tapınağı: MÖ 5. yüzyılda yapılan bir İonik usulde tapınak ve anıttır. Şehrin en eski binasıdır. 
• Kutsal Yol: Bu sokak 100m uzunlukta ve tretuvarlar hariç 28m genişliktedir. Kaldırım taşları Roma İmparatoru Trajan zamanında tamir görmüştür. 
• Kutsal Kapı: Demir Kapı olarak bilinmekte; şehir savunma kapısı olup Kutsal Yola açılmaktadır. MÖ 5. yüzyılda yapılıp Roma İmparatoru Trajan (MS. 98-117) zamanında restore edilmiştir. 
• Liman Anıtı: MÖ 31'de yapılan Actium Deniz Savaşı anısınadır ve yarı balık yarı insan bir Triton röliyefi halindedir. 
• Diğer tapınma binaları: Şehrin tarihsel önemini ve kozmoplit yaşamını gösteren çeşitli tarihi tapınma yerleri bulunmaktadır: 
o Serapis: Mısır'da Ptolemi hanedanının resmi dini olup eski Mısır tanrılarını ve tapınma gelenek ve göreneklerini de içerlemektedir. MÖ 3. yüzyılda basilika planına göre yapılmış olup önünde üç sutunlu bir anıtsal kapı bulunmakta. 
o Asclepius tapınağı. Sağlık için tapinak. Buleuterion'un hemen sağında bulunan bina. 
o Sinagog:Liman Anıtının kuzeyindeki iki küçük tepe arasındadır. 
o Bizans kiliseleri:
Roma Hamamı güneyinde Piskopos Sarayı ve yanındaki Bizans kilisesi.
Delphinion yanında yüksek duvarları kısmen restore edilmiş bir Bizans kilisesi.
Nimfaeum'nin hemen doğusunda geniş bir apse ile üç iç yoldan oluşan bir büyük Bizans kilisesi


Yirminci yüzyıl başlarında, yapılan Theodor Wiegand idaresindeki Alman arkeolojik araştırma ve kazıları sonunda hemen hemen tümüyle Güney Agorası için anıt şekilde olan Milet Pazar Kapısı taş taş parçalara ayrılmış; taşlar Almanya'ya taşınmış ve yapı yeniden birleştirilmiştir. Ortaya çıkan bu şaşaalı antik eser Berlin'de Bergama Müzesi'nde özel bir odada gösterilmektedir.


Milet'de bulunan birçok eser yurtdışına (özellikle Paris Louvre Müzesi'ne) götürülmüştür. İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde de Milet'ten çıkarılan bazı eserler bulunmaktadır. Sonraki kazılarda çıkan diğer önemli eserler 1963'den beri Didim, Aydın'da bulunan Miletus Müzesinde saklanıp gösterilmektedir.