Karadeniz Bölgesi

Rize, Çamlıhemşin ve yaylalar

(Sal, Pokut, Kavron, Ayder)

Karadeniz turumuzun son ayağı olan Ayder'e gecikmeden varabilmek için Rize'de fazla vakit geçiremedik. Sadece yaylalarda giyeceğimiz kıyafetlere ek olarak birkaç küçük alışveriş yaptık ve meşhur "kaynana lokumu"ndan aldık. Kaynana lokumu un kurabiyesine benzer bir kurabiye çeşidi. Rize'de kaynanalar damatlarını çok severmiş ve özellikle bayramda damatlara özel kaynana lokumu yaparlarmış. Meşhur kurufasulyelerinden yemek için buradan çayeli'ne doğru devam ettik. Kurufasulyeci Hüsrev artık çok tanınsa da temizliğinden ve hizmet kalitesinden çok emin olamadığımız için biz yemeğimizi Lale lokantasında yemeye karar verdik. Lale'de yemekler gerçekten çok lezzetli, ortam da çok temizdi. 

Ayder Yaylası

Yayla yörenin en popüler turizm merkezi. Yaylada bazıları pansiyon yada otele dönüştürülmüş birçok ahşap yapı var. Bizim kaldığımız Oberj'de bunlardan biriydi. Birkaç beton yapı dışında ortamı bozan pek birşey yok. Ayder yemyeşil çamlar, çayırlar ve masmavi bir gökyüzü ile gerçekten görülmeye değer güzellikte. Burada bir de kaplıca var. Gezilerimizden fırsat bulamasak da dediklerine göre kaplıca yakın zamanda yenilenmiş, güzel bir tesis. Öğrendiğimize göre bölgede yazları boğa güreşleri ve yayla şenlikleri düzenleniyormuş.

 

Sal ve Pokut yaylaları

Tatilimizin son gününde 4x4 arabalarla ilk önce Sal Yaylasına oradan da yürüyerek Pokut yaylasına geçtik. İlk önce araba yolculuğumuzdan bahsetmek istiyorum. 4x4 dediğime bakmayın öyle lüks bir araç değil. Sanırım ordan burdan toplama yapılmış ama son derece kullanışlı ve sağlam bir araç. Her neyse ilk başta doluştuk arka tarafa oturduk sıralara sohbet ede ede çıktık Ayder merkezden. Arabayla Pokut'un alt taraflarına ulaştıktan sonra yine dik bir yamaçtan başladık yaylaya tırmanmaya. Pokut Palovit'in üst taraflarında ve 2000 gibi bir rakıma sahip. Çok güzel ahşap yayla evlerine sahip ve en eski evin 250 yıllık olduğu söyleniyor. (O 250 yıllık evi göremesek de bir evin ahşap duvarına kazınmış tarihi 60'lı yıllara kadar giden yazılar vardı). Her yer yemyeşil çimenlerle kaplı harika bir yer. (Çimenler bolca deşilmişti. Rehberimiz geceleri yaylaya yaban domuzlarının geldiğini ve bunu onların yaptığını söyledi). Pokutta kısa bir mola verip bol bol çimenlerde yuvarlanıp fotoğraf çektikten sonra Sal Yaylasına gitmek için yola koyulduk. Türküler söyleye söyleye yarım saatlik bir yürüyüşten sonra Sal'a vardık. Sal'da da Pokut gibi elektrik hatları yer altından geçiyor ve iki yaylada da su kaynaklarına uzaklık sebebiyle su sıkıntısı var. Bu yaylada da ahşap mimari hakim. Mangalda sucuk, biber ve domatesten oluşan güzel yemeğimizin ardından Sal yaylasından ayrılıp yine yürüyerek arabamıza doğru yola çıktık. Dönüş yolunda hoplaya zıplaya adeta bir roller coster'a binmiş gibi o dimdik yoldan Çamlıhemşine vardık. Akşam otelde yine horon ve tulum eşliğinde yapılan veda gecesinden sonra sabaha karşı beşte İstanbul'a doğru yola koyulduk. Kalbimizi Karadeniz'de bırakarak...

Sal - Pokut Yaylaları
Sal - Pokut Yaylaları
Sal - Pokut Yaylaları
Sal - Pokut Yaylaları
Ayder
Ayder
Kavron Yaylası
Kavron Yaylası
Kavron Yaylası
Kavron Yaylası
Kavron Yaylası
Kavron Yaylası

Kavron Yaylası

Ekibimizle sabah 7 gibi kalkıp sıkı bir kahvaltı yaptıktan sonra kumanyalarımızı hazırlayıp Kavron'a gitmek için yola çıktık. Kazım Koyuncu ve Fuat Saka'dan şarkılar eşliğinde güle oynaya aşağı Kavron'a vardık. Aşağı Kavronda küçük bir köy var. Konaklama imkan yok. Köy meydanında kahvenin önünde arabamızı park edip, yukarı Kavrona tırmanmak için hazırlıklara başladık. (Yukarı kavron yaylası kaçkar dağına tırmanış yapacak dağcıların ilk kamp yeri) Tepelerde oldukça kar vardı ve 2200'den 2900 mt.'ye çıkacağımız için gözüm korkmadı değil ama yine de sırt çantalarımızı yüklenip tırmanışa geçtik. (2007 yılında köye düşen çığ 50 evin karlar altında kalmasına ve büyük maddi hasara yol açmış). Oldukça dik bir yamaçtan yarım saatlik bir tırmanıştan sonra karar noktasına vardık. (karar noktasında isteyen devam etmekten vazgeçip köye dönebiliyor) Tırmanışın dikliği ve çantamın ağırlığı yüzünden çok zorlandığım için geri dönmeye yada orada oturup beklemeye karar verdim ama rehberimiz Celal havanın karlı olması ve sis basma ihtimalinden dolayı buna izin vermedi. Açıkçası bu kadar zorlanabileceğimi düşünmemiştim ama mecburiyetten (daha doğrusu karda kaybolma ve bulunamama korkumdan) devam etmeye karar verdim. Celal'de çantamı alınca bir nebze rahatladım ama ne yalan söyleyeyim kar, kayalık arazi ve yorgunluk yürümeyi iyice zorlaştırdığı için attığım her adım bana işkence oldu. Elimdeki eşyaların çoğunu da oraya buraya attım dönüşte nasıl olsa bulurum, bulamasam da canım sağolsun diye. Kısa dinlenme molaları vererek yaklaşık 3.5 saatlik bir yürüyüşün ardından Kavron zirveye ulaştık. İlk başta yorgunluk ve açlıktan çevreye hiç bakamadım. İlk yaptığım iş bir kayanın üzerine tünemek ve kumanyamı yemek oldu. Biraz dinlendikten sonra buranın ne kadar güzel olduğunu fark ettim. (hatta iyi ki çıkmışım bile dedim) Yukarı Kavron bir buzul vadisi ve biri küçük biri büyük olmak üzere iki tane de buzul gölüne sahip. Yaz aylarında yapılan tırmanışlarda göle girenler bile oluyormuş. Manzara gerçekten muhteşemdi. 45 dakikalık bir moladan sonra dönüş için yola çıktık. Dinlendiğimiz ve en azından tırmanmayacağımız için dönüşün daha kolay olacağını düşünürken yanıldığımızı anladık. Güneş çıkıp karların çoğu eridiği için her yer çamur olmuştu ve dik yamaçlardan inmek tehlikeli bir hal almıştı. Bu yüzden sekiz kişi elele tutuşup zincir kurarak inmek zorunda kaldık. Bir iki kere kayıp düşsek de dik yamaçları az hasarla atlatıp 2-2.5 saatlik bir yürüyüşten sonra karar noktasına vardık.

Kavron Yaylası Buzul Gölü
Kavron Yaylası Buzul Gölü
Sal - Pokut Yaylası
Sal - Pokut Yaylası
Kavron Yaylası
Kavron Yaylası

Halayda ateş eden yayla halkı

Kavron Yaylası
Kavron Yaylası
Kavron Yaylası
Kavron Yaylası

Halayda ateş eden yayla halkı

Kavron Yaylası
Kavron Yaylası