Karadeniz Bölgesi

Rize ve yaylalar

(Sal, Pokut, Kavron, Ayder)

Zilkale - Çamlıhemşin

Zilkale Fırtına vadisine hakim bir yol üzerinde yüksekçe bir tepe üzerinde kurulmuş. 8 burç ve bir gözetleme kulesinden oluşuyor. Aldığımız bilgilere göre kalenin kesin yapım tarihi bilinmemekle beraber kervanların yol güzergahı üzerine kontrol amacıyla 14. veya 15. yüzyılda Trabzon krallığı öncesi Kommenoslar tarafından yapıldığı tahmin ediliyor. Osmanlı döneminde de kullanılmış. Kalenin içinde restorasyon çalışmaları devam ettiği için ziyaretçilere kapalı.

Palovit Şelalesi

Zilkale'de kısa bir mola verdikten sonra ikinci durağımız Palovit şelalesiydi. Palovit şelalesi Palovit vadisinde bulunan yaklaşık 15 metrelik bir şelale. Ormanlık alanda yapılan yaklaşık 1 saatlik yorucu bir yürüyüşten sonra şelaleye ulaştık. Yürüyüşün zorlu olmasının sebebi de çok çamurlu bir yol olması ve sırt çantalarımızın ağırlığıydı. (Çantalarımıza yağmurluk, yedek t-shirt, çorap vs. koymuştuk. Her ne kadar bayanlar üst değiştiremese de çantadakiler erkeklerin çok işine yaradı).  Bilek hizasında çamurlara bata çıka yürümek bacaklarımızı oldukça yordu. Ama şelalenin güzelliği ve mola verdiğimiz alanın huzurlu ortamı yorgunluğumuzu aldı götürdü. Bu arada Palovit Şelalesi bu çevrede debisi en yüksek olan şelale.

Taş Konaklar / Çamlıhemşin

Çamlıhemşin'de tepelere inşa edilmiş çok güzel taş konaklar var. Ne yazık ki çoğu terk edilmiş ve harap halde. Rehberimiz Celal'in anlattığına göre bu ve civar köylerdeki erkekler eski zamanlarda çalışmak için Rusya'ya gitmişler. Döndükleri zaman orada gördükleri yapı tarzını kendi köylerinde uygulamışlar. Rusyada öğrendikleri meslek çoğunlukla unculuk, pastacılık, fırıncılık olmuş ve geçmişten günümüze böyle devam etmiş. Bu yüzden en başarılı pasta ve ekmek ustaları Çamlıhemşinden çıkarmış. 

Şenyuva Köyü ve Köprüsü

Zilkale ve Palovit gezilerinden sonra Çat vadisinde yemek molası verdik. Mıhlama, salata ve köfteden oluşan lezzetli yemeğimizin ardından tekrar minibüsle Çamlıhemşin'e doğru yola çıktık. Fırtına deresi üzerindeki köprülerden biri olan Şenyuva köprüsü'nde arabadan inip 1-1.5 saatlik bir yürüyüş için hazırlanmaya başladık. (Fırtına deresi üzerinde 10 adet tarihi köprü var. Bu köprüler kültür varlığı olarak tescil edilmişler ve harçsız taşyapı olarak Bizans yapı tarzından esinlenerek inşa edilmişler. Köprülerin tümü akarsu yatağının iki yanında karşılıklı birer ayak üzerinde yükselen yuvarlak yada hafif sivri kemerli bir yay görüntüsündeler. Yay biçiminin amacı ise sık sık taşan akarsuların altında kalmaması ve yıkılmamasını sağlamak). Şenyuva köprüsünde yapılan hazırlık ve fotoğraf çekimlerinden sonra yürüyüşe başladık. Yürüyüşün 40-50 dakikası dik bir yamaçtı. Oldukça zor bir tırmanışla tek kişinin geçebileceği patikalardan yürüyerek bir dağ köyü olan Şenyuva köyü'ne (eski adı Çinçiva) ulaştık. Köyün içinden geçerken o gün bayram olduğu için köylülerle bayramlaşıp yolumuza devam ettik. Köydeki evler çok güzel, insanlar çok içtendi. Hatta bir ana-kız camda makinamıza poz bile verdi. Yaşlı bir teyze de bütün grubu teker teker öpüp, bayramlaştı. Dere geçişleri yaptıktan sonra köyden ayrılıp dönüş yoluna girdik. Dönüş yine dik bir yamaçtan inişti. Bu güzel yürüyüşün ardından başa gelinebilecek en kötü şey ise benim bu yamaçtan düşüp, can havliyle ısırgan otlarına tutunmam oldu....

Çamlıhemşin
Çamlıhemşin
press to zoom
Çamlıhemşin
Çamlıhemşin
press to zoom
Zilkale
Zilkale
press to zoom
Palovit Şelalesi
Palovit Şelalesi
press to zoom
Şenyuva Köyündeki teyze
Şenyuva Köyündeki teyze
press to zoom
Çamlıhemşin
Çamlıhemşin
press to zoom
Şenyuva Köyü
Şenyuva Köyü
press to zoom
Şenyuva Köyü
Şenyuva Köyü
press to zoom
Şenyuva
Şenyuva
press to zoom