Bir nefes kadar yakın...

Sakız (Chios) Adası

Eylül 2016

 

Sakız Ağacı
Sakız Ağacı
press to zoom
Sakız Ağacı
Sakız Ağacı
press to zoom
Pyrgi Köyü
Pyrgi Köyü
press to zoom
Pyrgi Köyü
Pyrgi Köyü
press to zoom
Pyrgi Köyü
Pyrgi Köyü
press to zoom
Pyrgi Köyü
Pyrgi Köyü
press to zoom
Mesta Köyü
Mesta Köyü
press to zoom
Mesta Köyü
Mesta Köyü
press to zoom
Mesta Köyü
Mesta Köyü
press to zoom

Sakız Adası'na nasıl gidilir?

Sakız Adası’na Çeşme Ulusoy Limanı’ndan 45 dakikalık kısa bir feribot yolculuğu ile gidilebiliyor.  Yaz aylarında her gün, kış aylarında haftanın belirli günlerinde seferler var. Turyol ve Ertürk firmalarının düzenlediği feribot seferleri arabalı ve hızlı feribot olarak yapılıyor. Biz Ertürk Lines'ın hızlı feribotu ile arabasız gittik. 

Sakız Adası kapı vizesi

Schengen vizesi olanlar için bir sorun yok ama kapı vizesi yaşanan kuyruk yüzünden biraz sıkıntılı. Benim schengen vizem yeni bittiği için kapı vizesine başvurdum. Biletleri aldığımız Ertürk firması bu belgeleri sağlama ve Yunan makamlarına iletmede yardımcı oldu ufak bir ücret karşılığında. Ama benim size tavsiyem kapı vizesine bulaşmamanız çünkü yaklaşık 2 saatlik bir kuyruk beklemek zorunda kaldım. 

İstenen belgeler:

  • Pasaportun fotoğraflı sayfasının fotokopisi (pasaport geçerlilik süresi 6 aydan az olmamalı)

  • Biyometrik vesikalık fotoğraf 

  • Gidiş / dönüş gemi bileti

  • Otel rezervasyon konfirmesi (gerekli olduğu takdirde)

  • Yunan vizesi başvuru formu (internetten indirebilirsiniz)

  • Güncel banka hesap cüzdan fotokopisi (Sakız adası istemese de bazı adalar istiyor. Bileti aldığınız firmadan teyit etmenizde fayda var)

Adanın tarihi

Adanın kuzeybatısındaki Agios Galas ve güneyindeki Emporios bölgelerinde yapılan kazılar sonucu elde edilen eserler, Sakız Adası’nda yaşamın, neolitik çağlardan beri var olduğunu gösterir.
Büyük İskender tarafından işgali sonucu Helenistik etki altına giren Sakız Adası, M.Ö 2.yüzyıldan itibaren Roma İmparatorluğu’nun müttefiki olmuştur ve bu ilişki Bizans dönemine kadar devam etmiştir.
Sakız Adası 9. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde Arap Devletleri’nin akınlarına karşı kaleler ve kale şeklinde köyler inşa edilmiştir. Bizans mimarisinin en önemli eserleri 11. yüzyılda yapılmıştır ve Nea Moni Manastırı bunlardan biridir.

Bizans İmparatorluğu’nun Sakız Adası’nı Türk korsanlarına karşı koruyamamasını bahane ederek, Cenevizliler 13. yüzyılın ortalarında adayı ele geçirmişlerdir.
Rodos Adası ve Malta Adası’nın fethinden sonra Osmanlı İmparatorluğu 1566 yılında Sakız Adası’nı himayesi altına almıştır. Damla sakızı ve ipek böceği üretiminde söz sahibi olan Sakız halkına Osmanlı İmparatorluğu tarafından büyük imtiyazlar tanınmıştır. 1854-1885 yılları arasında Akdeniz ve Karadeniz limanlarından Avrupa’ya hammadde, Avrupa’dan da kumaş ve diğer hazır mallar taşımışlardır.
1912 yılında, Sakız Adası Yunanistan’a bağlanmıştır. Sakız Adası, 1913-1922 yılları arası Anadolu’dan büyük bir mülteci kitlesine ev sahipliği yapar. Bu göçmenlerinin çoğu, Yunanistan’daki başka şehirlere götürülünceye kadar, geçici olarak, liman ve kaleye yerleştirilmişlerdir. Günümüzde, Sakız Adası sakinlerinin oldukça büyük bir kısmı, Anadolu’dan gelmiş o göçmenlerin torunlarıdır.

Sakız Adası'nın sakız ağaçları

Damla sakızı, 10. yüzyıldan itibaren adayı ziyaret eden Avrupalı gezginler sayesinde dünyaca meşhur olmuştur. Sakız damlasının kullanımı 14. yüzyılda adayı işgal eden Cenevizliler tarafından başlamıştır. 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine geçen adada, sakız üreticilerine ve bunu üreten köylere büyük imtiyazlar verilmiştir. Osmanlılar, sakız satışını tekellerinde tutarak adaya ekonomik ve kültürel açıdan büyük katkı sağlamışlardır. Sakız Adası, Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanmasının ardından damla sakızı ticareti çok az sayıda bulunan “tüccarların” eline geçmiştir. Bu tüccarlar üreticilerden çok düşük fiyatlara aldıkları damla sakızını büyük kâr sağlayarak, dış tüccarlara yıllar boyunca satmışlardır. Bunun engellenmesi için Yunanistan Devleti tarafından 1983 yılında “Enosi Mastihoparagogon” yani “Damla Sakızı Üreticileri Birliği” kurulmuştur.

(Yukarıdaki bilgilerin bir kısmı www.sakizadasi.org adresinden alınmıştır)

Sakız ağaçlarının altındaki toprak düzleştirildikten sonra altına killi, beyaz bir toprak dökülüyor. Bu işlemlerden sonra ağaçlara "nakışlama" yapılıyor. Yani ağacın gövdesine ve kalın dallara çentikler atılarak ağacın reçinesinin yani sakızının çıkması sağlanıyor. Bu çiziklerin atılmasından 15-20 gün sonra reçineler killi toprağa düşüp donuyor ve toplanıp serin yerlerde tahta kutular içinde biraz donmaları bekleniyor. Elenen sakızlar yıkanıp kurutulduktan sonra daha detaylı temizleme işlemleri için Sakız birliğinin fabrikalarına teslim ediliyor. Sanırım geçen sene çıkan yangın sonucu adanın büyük bir kısmı dolayısıyla da sakız ağaçlarının büyük bölümü yanmış. Gerçekten çok üzücü bir manzaraydı...

Amatör Gezgin'in Notları

Sakız Adası enteresan bir ada. Türkiye'ye o kadar yakın ki insan şaşırıyor özellikle geceleri Çeşme'nin ışıklarını gördüğüne. Birbirine bu kadar yakın iki yerleşimin yüzyıllar boyu nasıl birbirine bu kadar düşmanlıkla yaşadığına inanamıyor (allahtan onlar geçmişte kaldı). Çünkü etrafınıza baktığınızda aslında aynı olduğunuzu anlıyorsunuz. Yemekler aynı, yemeklerin isimleri aynı, müzikler aynı, hatta tipler bile aynı. Sadece dillerimiz, dinlerimiz farklı...

Adanın en büyük geçim kaynağı sakız ve turizm olduğu için her yerde türkçe konuşanlara, türkçe menülere ve tabelalara rastlama mümkün. Herkes çok yardımcı, güler yüzlü ve sıcakkanlı...

Sakız Adası Gezilecek Yerler

Sakız adası gerçekten de büyük bir ada. Yerleşim yerleri daha doğrusu merkez Chios şehri dışındaki yerler biraz dağınık durumda. Yollar çok virajlı olduğu için biraz dikkatli gitmekte fayda var. Zaten yollarda adım başı görülen küçük anıtlar bunu sağlıyor. Bunu sağlıyor diyorum çünkü bu küçük yapılar yollarda kaza sonucu ölen kişilerin anısına öldüğü noktaya dikiliyor ve bunlar o kadar çok ki ister istemez yola daha da dikkat etmek zorunda kalıyorsunuz...​

Nea Moni Manastırı

Sakız Adası’nın merkezinden 12 km uzaklıkta bulunan Nea Moni Manastırı, 1042 senesinde üç rahip tarafından inşa edilmiştir ve adanın en turistik yerlerinden biridir.

Nea Moni Manastırı’nın en geliştiği dönem, adanın Bizans egemenliğinde olduğu tarihlerdir ve bu süreçte manastırda 1.000’e yakın rahibin kaldığı rivayet edilir.

Nea Moni Manastırı, İstanbullu ustalar tarafından yapılmış mozaiklerle dekore edilmiş Bizans sanatının tipik örneklerindendir; ve çapraz kubbe ile tezat sekizgen ritmini birleştiren eşsiz bir mimariye sahiptir.  Güneybatı tarafında, manastırın su tankları ve beyaz mermerden inşa edilmiş sütunları yer alır. 1881 yılındaki depremde manastırın kubbesi ve çan kulesi yıkılmış ve mozaikleri kırılmıştır.

Günümüzde, bu kültürel hazinenin restorasyonu ve korunması için çalışmalar yapılmaktadır ve UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine alınmıştır.

Huzur verici bir sesizliğe sahip manastıra gidenlerin bence en çok dikkat etmesi gereken şey burayı gezerken kılık kıyafete dikkat etmesi. Yanınızda bacaklarınız ve üstünüz çok açıksa yedek giysi bulundurmanızda fayda var. Burada bana enteresan gelen şeylerden biri de aziz olduğu düşünülen bir çok insana ait kemiğin, dişin hatta kafatasının camekan içinde sergilenmesi (fotoğraflar arasında görebilirsiniz).

Pirgi (Pyrgi) Köyü

Bu köy Sakız adasının en turistik köylerinden biri. Özelliği ise binalarının cephelerinin geometrik şekillerde kazınması. Bu süsleme tarzına ksista (çizik) adı veriliyor. Bu süsleme uygulamasında binalar önce bir kaplama ile kaplanıyor, sonra siyah kum geçiriliyor ve son olarak da, daha yumuşakken, ustalar geometrik şekiller veriyorlar (daire, üçgen, kare gibi). Sokakları o kadar kalabalık ki turistlerden dolayı güzel bir kare fotoğraf çekebilmek için baya bekliyorsunuz. Enteresan olan diğer bir şey ise evlerin köyü koruma amaçlı olarak sur gibi bitişik inşa edilmesi ve sadece iç cepheye bakan kısımlarda pencere olması.