Selçuk

Şirince

Şirince
Şirince
Şirince
Şirince
Şirince
Şirince
Şirince
Şirince
Şirince
Şirince
Şirince
Şirince

Tarihte Şirince:
Şirince Köyü’nün eski kaynaklarda “Dağdaki Efes” adıyla anılması bu köyün köklü bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Yerleşimin tarih sahnesine çıkışını belirleyecek kesin bir ipucu olmasa da Efes kentinin dağılıp limanın Kuşadası’na (Scala Nova) taşınmasıyla küçük bir grubun dağa çıkmış olması görüşü hakimdir. Bu insanlar Menderes nehrinin getirdiği alüvyon ve taşkınlar nedeniyle bölgede zorlaşan yaşam koşulları neticesinde ovayı terk ederek dağda yerleşmeyi tercih etmiş olmalıdırlar.
Köyün geçmişteki Çirkince ismine değin anlatılan o ki, dağdaki köyün varlığını gizlemek için Ayasuluk’ta ve başka yerlerde Çirkince denip durur. Bu adlandırmaya dair anlatılanların en belli başlısı, Aydınoğulları döneminde azat edilen bir grup Rum’un kendilerine gösterilen yere yerleştikten sonra civar köydekilerin “yerleştiğiniz yer güzel mi?” sorusuna verdiği yanıttır: “Çirkince”.
Şirince’de bilinen en eski yapı, Helenistik dönemden. Büyük bir olasılıkla Efes kentinin kurulduğu Lysimakhos çağına ait olan bu yapı aslında bir kule. Stratejik konumdaki Klaseas Vadisi içinde Efes kentinin erken uyarı sisteminin bir parçası olarak düşünülmesi gerekiyor. Yapı, Bizans döneminde değişikliğe uğramış. Bugün yörede manastır olarak biliniyor.
Köydeki bir şeftali bahçesinde bulunan ve üzerinde Georgios (Yorgo) adına rastlanan pişmiş topraktan ekmek damgası yörede Bizans Çağı’nda toplum yaşamının varlığına işaret etmektedir.
Birtakım kayıtlar, Türkler’in yöreye gelmeleri ve Ayasuluk’u (Selçuk Kalesi çevresi) merkez edinmeleri sırasında, bugünkü yerleşimin yerinde Kırkınca (Kyrkindje, Kirkindsche, Kirkidje, Kırkıca) isimli bir köyün 16. yüzyılda varlığını göstermektedir.
Cumhuriyet’in ilk yılarında köyü ziyaret eden, dönemin İzmir Valisi Kâzım Dirik Paşa Çirkince’nin adını Şirince yapar. Dirik Paşa’nın “Böyle güzel bir yer Çirkince olamaz; olsa olsa Şirince olur.” demiş ve köy bu olaydan sonra "Şirince" adıyla anılmaya başlamıştır.

Kaynak: www.sirince-evleri.com

Kişisel notlar: Selçuktan yaklaşık 8 km. uzaklıktaki Şirince hakikaten de adı gibi şipşirin bir köy. Son yıllarda adının iyice duyulması sonucu turist akınına uğrasa da köy de insanları da doğallıklarını korumaya devam ediyor. Yolunun virajlı ve biraz bozuk olması bile bu akının önünü kesmiyor. Şirince aslen meyveli şarapları ile ünlü olsa da el yapımı sabunları ve zeytinyağları da enfes. Eylül ayı içinde yapılan bağbozumu şenlikleri de kaçırılmaması gereken etkinliklerden.

Ne alınır, ne yenir, nerede kalınır?
Şirinceye gitmişken tabiki şarap, sabun, zeytinyağı ve nazara iyi geldiği söylenen altın çiçek buketlerinden mutlaka alınmalı. Şarapları köydeki çeşitli şarap evlerinden yada Artemis şarap fabrikasından alabilirsiniz. Artemis'in bahçesinde bulunan çardakta çeşit çeşit meyve şarabını deneyip, üzüm bağlarının seyrine dalabilirsiniz. (benim favorim karadut ve kavun şarabı)

Bunun yanısıra yine köydeki dükkanlarda envai çeşit el yapımı sabunlardan ve zeytinyağlarından bulabilirsiniz. Şirince'de her keseye hitap eden birçok pansiyon var. Parama biraz kıyıp, iyi bir keyif yaparım diyorsanız Nişanyan evleri, Güllü Konak, Kırkınca ve Markiz Konakları en bilinenlerinden. Yemek konusuna gelince akşamları çarşıdaki küçük lokantalarda, otellerin/pansiyonların restaurantlarında yemek yiyebilir yada Selçuk da çöp şiş yiyip Şirince'ye gidebilirsiniz (Selçukda Yaşar Usta en iyi çöp şiş yapan yerdir bence... bkz: Lezzet durakları)