Selçuk 

St.Jean (Aziz Yahya)

Kilisesi

St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
press to zoom
St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
press to zoom
St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
press to zoom
St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
press to zoom
St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
press to zoom
St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
St. Jean (Aziz Yahya) Kilisesi
press to zoom

Sanırım ilk önce St. Jean kimdir bunu bilmek gerekiyor. 

St.Jean Hz. İsa'nın arkadaşı ve havarisidir. Hz. İsa çarmıha gerilmeden önce annesini St. Jean'a teslim etmiştir. St. Jean, İsa'nın çarmıha gerilişinden sonra Meryem Ana'nın Kudüs'te kalmasını sakıncalı bulduğundan onu yanına alarak Kudüs'ten kaçırmış ve şimdiki Selçuk'a getirmiştir. Tarihçi Eusibos’tan öğrenildiğine göre St. Jean MS.37–42 yıllarında Kudüs’ten ayrılmak zorunda kalmış, Anadolu’ya gelerek Hıristiyan dinini yaymaya çalışmıştır. St. Jean, çağın en büyük kenti durumundaki Efes'i kendine hedef seçmiş, Meryem'i putperestlerin diyarına sokmak istemediğinden onu Bülbül Dağı eteklerinde sık ağaçlarla kaplı bir köşede yaptığı kulübede gizlemiştir. St. Jean'ın her gün gizli gizli onu ziyarete gittiği ve yiyecek içecek götürerek yokladığı bilinmektedir.Meryem Ana rivayete göre 101 yaşına kadar Bülbül Dağındaki bu yerde yaşamış ve burada ölmüştür. St. Jean Meryem Ana'yı yine bu dağda kendisinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yere gömmüştür. Hıristiyanlığın yayılmasından sonra Meryem Ana'nın bulunduğu yere Hıristiyanlarca "Haç" şeklinde bir kilise inşa edilmiştir. Bu ev papalık tarafından 1967 yılında Hıristiyanlığın kutsal bir yeri olarak ilan edilmiştir.

St. Jean Kilisesi hakkında bilgi;

Kilise, Selçuk Kalesi’nin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nin güney eteğindedir. M.S. II. yüzyıla ait bir hristiyan efsanesine göre Hz.İsa’nın 12 havarisindan biri olan Saint-Jean, ölümünden sonra Ayasuluk Tepesi’ne gömülür. MS. VI. yüzyılda Hıristiyanlık Ephesos’ta güçlenince de mezarının üzerine ahşap çatılı bir bazilika yapılmıştır. Günümüze gelen kilise ise Bizans İmparatoru Iustinianus (527–565) tarafından MS. VI. yüzyılda yaptırılmıştır.

Haç planlı yapıya batıda geniş bir avludan girilmekteydi. Doğu-batı ekseninde uzanan yaklaşık 130 m. uzunluğundaki yapının ana mekânı 6 büyük kubbeyle kaplıydı. İki kat üzerine inşa edilen bu görkemli kilisenin sütun başlıklarında İmparator Justinien ve karısı İmparatoriçe Theodora’nın monogramları bugün halâ görülebilmektedir. Saint-Jean’ın mezarı ana kubbe altında yer alıyordu. Ortaçağ boyunca Azizin mezarından kalkan tozların şifa özelliğine inanan hristiyanlar burayı bir hac mekânına dönüştürmüşlerdi.

Atrium ile nefler arasında uzanan beş küçük kubbeli narteks ince uzun dikdörtgen planlıdır. Kilisenin ibadet bölümü haç planlı, üç nefli ve klasik bazilika plan düzenindedir. Bu bölümün üzeri altı büyük kubbe ile örtülmüştür. Bunlardan ikisi orta nefin, ikisi transeptlerin, ikisi de orta mekânın üzerini örtmektedir. Kubbeleri taşıyan mermer ve tuğla ayaklar nefleri de birbirlerinden ayırmıştır. Sütun başlıklarının orta nefe bakan bölümlerinde İmparator Iustinianus ile karısı Theodora’nın monogramları görülmektedir. Aziz Jean’ın mezar odası ise orta nefin sonunda ve apsidin de önündedir. Bu bölüm iki basamakla yükseltilmiş ve daha belirgin bir şekle sokulmuştur.

Kilisenin arkasında bulunan hazine binası X. yüzyılda şapele dönüştürülmüştür. Bu şapelin apsidine Hz. İsa’nın, Aziz Jean’ın ve diğer kilise büyüklerinin freskleri yapılmıştır. Bu şapelin yanı başındaki kuzey nef boyunca uzanan dar bir koridorun sonunda da vaftizhane bulunmaktadır. Vaftizhane çevresinde dar koridor ile iki salon vardır. Buradaki salonun ortasına ise iki yanı merdivenli yuvarlak bir vaftiz havuzu yerleştirilmiştir. Bu vaftizhanenin İmparator Iustinianus’tan önce V. Yüzyılda yapılan ilk kiliseye ait olduğu sanılmaktadır.

St. Jean Kilisesi’ndeki çalışmalar ilk defa 1921–1922 yıllarında Yunanlılar tarafından başlamış, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra da Avusturya Arkeoloji Enstitüsü 1927–1930 yıllarında buradaki çalışmaları sürdürmüştür. Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü 1957–1958 yıllarında restorasyon çalışmalarına başlamış, kuzey nefteki ikinci kat sütunlarını ayağa kaldırmıştır. Bu arada Ord.Prof.Dr. Ekrem Akurgal başkanlığında, Efes Müzesi’nin de katkıları ile çevre düzenlemesi yapılmıştır. Günümüzde çalışmalar devam ettirilmektedir. 

Kişisel not: 

St. Jean kilisesi gerçekten de şu anda bulunduğu durumda bile göz kamaştırıyor. Selçuk'un dingin havasının da etkisiyle insan kendini huzurlu hissediyor (en azından ben öyle hissettim). Tarihte bu kadar önem arz eden bir merkezin bakımsızlığı, kötü restorasyonu ve görevlilerin umursamazlığı açıkçası beni çok üzdü ve hayal kırıklığına uğrattı. Umursamazlık diyorum çünkü Hz. İsa'nın 12 havarisinden olan ve hıristiyanlarca kutsal sayılan ve bizlerin de saygı duymamız gereken St. Jean'ın mezarının olduğu bir mekanda köpeklerini alıp,çekirdek çitleye çitleye "pazar gezmesine" çıkan insanların oraya sokulmaması gerekiyordu. (bu arada kimse yanlış anlamasın iki köpek sahibiyim ve köpekleri düşman yada "mekruh" görenlerden de değilim ama başka dinden olanların hac ziyareti için geldikleri bir mekana daha saygılı olmamız gerektiği inancındayım). Bu arada bu mekanın birçok yerinin tuvalet olarak kullanıldığını ve turist gruplarının bunlara şahit olup büyük bir tiksintiyle oradan uzaklaştıklarına da maalesef şahidim. Dünyaca ünlü tarihi mekanlarda bu tip görüntülere rastlamadığımız, önemli arkeolojik buluntulara çanak-çömlek (yenikapı buluntuları) demediğimiz, bizde bunlardan çok var nasıl olsa bir tanesi de olmasın ne olur? (allinoi) zihniyetine sahip olmayacağımız günlerin gelmesi çok uzak görünse de, daha iyi günlerin gelmesini içtenlikle diliyorum...