Adriyatik'in Kraliçesi

Venedik

press to zoom
press to zoom
press to zoom
press to zoom
press to zoom
press to zoom

Venedik kanallarla birbirinden ayrılmış ve köprülerle bağlanan toplam 118 ada, 177 kanal ve 420 köprüden oluşan bir şehir. 13. ve 17. yüzyıllar arasında ticaret ve sanatın beşiği olan bu şehir özellikle de Rönesans döneminde birçok sanatsal harekete ev sahipliği yapmış. Günümüzde ise Unesco dünya mirası listesinde yer alıyor ve binalarda izinsiz en küçük bir değişiklik yapmak bile yasak. Venedikte binaların kapıları çoğunlukla kanallara açılıyor ve her evin önünde ulaşımı sağlamak için kendi küçük teknesi bağlı. Şehirde ulaşım gondol, vaporetto ve küçük teknelerle sağlanıyor.

 

Şehir batma tehlikesinde olduğu için herşey sıkı kontrol altında yapılıyor. Bizdeki yollar gibi teknelerin gittiği yollar var ve yönler suya dikilen kazıklarla belirlenmiş herkes de buna uymak zorunda. Büyük kanal (Canal Grande) 4 km uzunluğu ve 30 - 70 metre eninde olan Venediğin en büyük kanalı ve bir S çizerek Venedik'in neredeyse büyük bir kısmını kaplıyor.

Venedik'te görülecek yerler:

San Marco meydanı sanırım dünyadaki en güzel meydanlardan biri. Adını içinde bulunan San Marco bazilikasından alan, geçmiş zamanlarda Venedik'in en önemli yerlerinden biri olan meydan günümüzde turistlerin en kalabalık olduğu noktalardan biri. Bunun en önemli sebeplerinden biri de etrafında gezilecek birçok müze olması. Meydana gittiğinizde size önerim ayağınızda su geçirmeyen bir ayakkabı olması çünkü her an sular yükselebilir ve sırıl sıklam olabilirsiniz Meydandaki kafelerin garsonları yağmur çizmesi giyiyordu. Ayrıca meydanda bulunan ve kuruluş tarihi 1700'lü yıllara uzanan Caffe Florian'da birşeyler yiyip, espresso içmenizi öneririm. Ortam kesinlikle çok keyifliydi. (Bir de canlı müziğe denk gelirseniz muhteşem!) 


San Marco'nun güvercinlerinin ise şöyle bir hikayesi var:
Ticaret için kıbrıstan gelen bir tüccar hediye olarak güvercinler getiriyor Venedik dükünün karısına. Bir süre sonra sayıları artıyor ve Venedik'in simgelerinden biri oluyorlar…

 

San Marco Bazilikası'nı maalesef zaman darlığından dolayı gezemesek de bir sonraki seyahatimizde mutlaka gidilmesi gereken yerler hanemize yazdık. Bu bazilika zamanında bitişiğinde bulunan Dükler Sarayına ait olarak kullanılmış. 1800'lü yıllarda incilin dört yazarından biri olan Aziz Marco'nun kemiklerini korumak adına Bizans tarzında yapılmış. Rönesans döneminde yapılan değişiklik ve eklemelerle günümüzdeki şekline kavuşmuş. Bazilika'nın girişinde çok kuyruk olduğu için internetten rezerve bilet alıp, sıra beklemeden girme şansınız da var. (Bu arada Dan Brown'un son romanı Cehennem'de de bahsettiği ve haçlı seferleri sırasında Constantinapolis (İstanbul) den getirilen dört at bazilikanın ön cephesini tüm haşmetiyle süslüyor.) 

Dükler Sarayı San Marco meydanında bulunan ve geçmiş dönemlerde Venedik dükleri tarafından konsey, mahkeme salonu ve konut olarak kullanılmış olan bir yapı. Günümüzde ise müze olarak kullanılıyor. Dükler sarayı 1603 tarihinde yapılmış olan ünlü  "Ah'lar köprüsü, İç çekiş köprüsü, son nefes köprüsü" olarak adlandırılan bir köprü ile hapishane olarak kullanılmış bir binaya bağlanıyor. Bu köprünün neden bu ismi aldığına gelince; köprüde bulunan pencereler idam mahkumu alanların infaz edilmeye giderken dünyaya son kez baktığı yerlermiş. Ne kadar acı ! (Bu arada bizdeki müze kart gibi bir kart var venedikte - ve diğer şehirlerde- bu karttan alırsanız venedikte bulunan neredeyse tüm müze ve kiliselere indirimli olarak girebilirsiniz. Bu kartı gitmeden önce internet üzerinden de alabilirsiniz).